SÖZ DÜLELLOSU SÜRÜYOR

0

Yalova Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Özsümer’in Ak Parti’li Belediye Meclis üyesi Orhan Veli Döğüşçü’ye hitaben ‘ Kipa’dan aldıklarını açıklasın’ sözlerine,Döğüşçü’den çok sert bir yanıt geldi. ‘Delikanlı olan, namuslu olan kimden ne alındığını açıklasın ‘ diye Orhan Veli Döğüşçü açıklamasında şöyle konuştu.’ Gazetelerde, Yalova Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Ahmet Özsümer’in, şahsımı hedef alan iddia ve yorumlarının yer aldığı demeci üzülerek okudum. Üzüntüm, iddia ve yorumların uydurma ve saçma olmasından kaynaklanmıyor. Bu uydurma ve saçmalıklar karşısında hissettiklerimi, en iyi “acıma” kelimesi tarif ediyor aslında. Üzüntüm, sadece, Yalova’da “önemli” sayılabilecek kamu görevlerini işgal eden insanların düzeyleri ve bu düzeysizliğin Yalova’yı düşürdüğü talihsiz durumla ilgilidir. “Başkalarının bilgisiyle bilgi sahibi olabilirsiniz, ama başkalarının aklıyla akıllı olamazsınız.”, . Montaigne Öncelikle, ifadelerin sahibi kişinin, sadece “şeklen” muhatabım olduğunun farkında olduğumu belirtmek isterim. Ben de, kendisi de, Yalova’da ismi geçen kişilerle bir şekilde tanışıklığı olmuş tüm üçüncü şahıslar da fazlasıyla şu gerçeğin farkındadır: Demecin sahibi, Belediye Başkanı’nın emri ve izni dışında belediye ile ilgili herhangi bir konuda herhangi bir irade beyanında bulunabilecek pozisyonda ve kalibrede değildir. Tekraren belirtelim, kendisi sadece “şeklen” muhatabımızdır. Bunun altını çizelim. “Söylesem tesiri yok / Sussam gönül razı değil”, Fuzuli. Yalova’da yaşayan bir vatandaş ve Yalova Belediye Meclisi Üyesi olarak yapacağım açıklamaların yahut daha geniş bir bakış açısıyla, Yalova Belediyesi’nin icraatlarıyla ilgili herhangi biri tarafından yapılacak eleştiri ve önerilerin, belediye yönetimi tarafından bir değer ifade etmediğini biliyorum. Çünkü vatandaş olarak “dışarıdan”, Belediye Meclis Üyesi olarak “içeriden” bugüne dek gördüklerim, Belediye yönetiminin davranışlarında “gerçeği ve doğruyu bulma gayreti”nin değil, “yanlışları ve suçları örtme endişesi”nin belirleyici olduğudur. Bu durumun artık “söz”le düzelmeyeceğine, “kanunun hâkimiyeti ve hakemliği” dışında bir çözüm kalmadığı inancındayım. “Propaganda öyle bir sanattır ki, insan başkasının ayağına basarken kendisi ‘ah!’ der.”, Bob Hope. İnkılap gemisi ile ilgili yaşananlar, hiçbir yoruma gerek bırakmayacak kadar açık olarak gerçekleşti. Durumu ilkokul öğrencilerinin anlayacağı şekilde tekrar özetlersek: Belediye meclisinde haziran ayında İnkılap Gemisi’yle ilgili bir komisyon kuruldu. Belediye Meclisi beni de komisyona seçti. Temmuz ayında komisyon, çalışmalarını bir rapor haline getirerek meclise sundu. Zaten kurulmasının öncelikli amaçlarından biri halkı bilgilendirmek olan ve üzerinde imzam bulunan komisyon raporuyla ilgili, Haberci gazetesine, şunları söyledim: “Biz, hukuksal ve teknik gerekçelerle, en yetkili kurumlardan aldığımız görüşler doğrultusunda hazırladığımız raporu Meclis’e sunduk. Üyelere okuduk ve sunduk. Meclis zabıtlarında her şey var. Raporda ne deniyorsa doğrudur. Türk Loydu ve üniversitenin raporları çok açık. Bir kamu zararı olduğu ortada ve bu zarara yol açan her kimse elbette hesabını vermeli, elbette bedelini ödemeli. Ben söyleyeceğimi raporda söyledim, dolayısıyla fazlaca bir yorum yapmama hiç gerek yok. Olay belli, sonuç belli, gelinen nokta ortada…”. Hepsi, önü, arkası, sağı, solu, hepsi bundan ibarettir. Belediye yönetiminin tepkisine sebep olan açıklamanın tümü budur. Bu kadar açık… Neden rahatsız oluyorsunuz? Tekrar edelim: Biz görevimiz gereği durumla ilgili bir tespit yaptık ve bunu rapor haline getirdik. Konu tüm açıklığı ve tüm belgeleriyle, halkın ve devletin denetim organlarının önündedir. Bizim de bir yanlışımız varsa o da kamuoyunun ve yargının gözleri önündedir ve gereği yapılır. Suçluluk duygusundan kaynaklanan paniğin hiçbir gerçeği değiştirmeyeceği de ortadadır. “Haksızlık önünde eğilmeyiniz, o zaman hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.”, Hz.Ali Şahsım ve arkadaşlarımın, doğruları söylemekten imtina etmesi için ne gerekçemiz olabilir? Saklayacak neyimiz olabilir? Gizleyecek, utanacak neyimiz olabilir? Doğruları, inançlarımızın, değer yargılarımızın ve kanunların süzgecinden geçirerek bir karar veriyor, bunu da herkesle paylaşıyoruz. Seçimle gelinen kamu görevlerinin esası da budur. Sayın Özsümer’in beyanlarının her satırında rastladığımız dedikodu üslubuyla bugüne dek işimiz olmadı, bundan sonra da olmayacak. Bugüne kadar, herhangi bir makam, mevki ve menfaat karşısında eğilmedik. Şükürler olsun. Eğilseydik adı geçen şahıslarla ilişkilerimiz çok farklı olurdu. Bunu en iyi kendileri bilirler. Soru işareti pozisyonunda dolaşan dalkavuklardan etraflarında bolca var, bizi o kılıklara sokamazlar. Hırçınlaşmaları da bu durumu değiştirmeyecek. “Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır.”, Honoré Gabriel Riqueti de Mirabeau Adalete güveniyorum. Sadece gemiyle ilgili değil, pek çok konuda, bugünkü belediye yönetiminin kusurları olduğunu biliyor, adaletin er veya geç tecelli edeceğine inanıyorum. Kipa kelimesini geçtiği cümleye gelince; Kipa’nın konuyla ve şahsımla hiçbir ilgisi olmadığını Özsümer’in kendisi de o beyanatı vermesini emreden kişi de biliyor. Kipa inşa edilirken ben ne il başkanı ne de belediye meclis üyesiydim. Namuslu olan, haysiyetli olan, delikanlı olan, kimin nerden ne aldığını açıkça söyler, biz de üzerimize düşeni yaparız. İlgililere ve kamuoyuna saygıyla duyururum.