TÜRKİYE İMAR KONUSUNDA KENDİNİ GÜNCELLEMELİDİR!

0

TEMA Vakfı Onursal Başkanı, Toprak Dede olarak da bilinen Hayrettin Karaca “Her deprem bizleri acılara boğuyor, ülkemizi ekonomik olarak da hırpalıyor. İmar konularında Türkiye kendini güncelliyerek bu acıyla, bu ısdırapla , bu endişeyle yaşamaktan kurtulmalıdır” dedi. Karaca  ayrıca “Verimli tarım toprakları düz zeminlerdir ve altı yapılaşmaya uygun özellik taşımamaktadır. Tarım toprakları imar planlarının dışına çıkarılmalıdır. Bütün binalar ve bütün imar planları bilimsel verilerin ışığı altında güncellenmelidir. Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın “”kaçak yapılar yıkılacak” demecini  geç kalmış olsa da sevinçle karşıladım. Hepimiz desteklemeliyiz. Bu girişimden dolayı kendisini kutluyorum. 27 yıl önceki bir meclis tutanağını bir kez daha hatırlamamız gerektiğini söylüyorum. Bu yasa kabul edilseydi, o günden bu yana olan depremlerin acısını yaşamazdık” İŞTE O MEŞHUR TUTANAK “TBMM Tutanaklarından: Tarih 2 Mayıs 1985 Tek başına ANAP iktidari dönemi. Meclis’te bir yasa tasarısı görüşülüyor: İmar Yasası. Halkçı Parti Kayseri Milletvekili (1948 doğumlu, inşaat mühendisi) Mehmet Üner ve arkadaşları tarafından verilen önerge: ‘Yapı ruhsatı almak için dilekçeye zemin etüdü projesi (arazinin depreme uygun olduğuna ilişkin bilimsel rapor) eklenmesi zorunludur.’ Şimdi tutanakları okuyalım: Başkan: Komisyon üyeleri ve hükümet bu önergeye katılıyor mu efendim? Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı İbrahim Özdemir (İstanbul): Katılmıyoruz efendim. Devlet Bakanı Kazım Oksay (Bolu): Katılmıyoruz efendim. Bunun üzerine önerge sahibi Mehmet Üner söz alıyor. Yine tutanaklardan: “Her yerleşim yeri doğal çevrenin bir parçasıdır. Düzenli, dengeli ve sağlıklı yerleşimin baş koşulu, yer seçiminin uygun yapılmasına bağlıdır. Yasa tasarısında jeolojik özelliklerin gözönüne alınmadığı görülmektedir. Oysa ülkemiz doğal afetler açısından böylesine bir ihmalin sonuçlarına katlanır gibi olmadığını yaşayarak öğrenen ve bunu en iyi bilen ülkelerden biridir. Ülkemiz doğal afetler ve jeolojik nedenlerden kaynaklanan ve yarattığı sonuçlar açısından da doğal afetlerin en acımasızı olan depremlerin yoğun olarak yaşandığı ülkelerden biridir. Yüzde 92’si deprem bölgesi içinde olan ülkemizde nüfusun yüzde 95’i deprem tehlikesi altında yaşamaktadır. Sanayimizin yoğun olduğu kentlerimizin yüzde 75’i, barajlarımızın yüzde 41’i, birinci ve ikinci derecede tehlikeli deprem bölgelerinde yer almaktadır. Bu verilere ülkemizde bir yılda 1.1 yıkıcı deprem olduğunu da eklersek, bu konuda ciddi kuralların konulmasının ne kadar zorunlu olduğu kendiliğinden anlaşılır. Ülkemizde sadece son 45 yılda depremlerden 60 bin kişi hayatını kaybetmiş, 400 bin konut yıkılmıştır. Yalnızca depremlerin yol açtığı ekonomik değer kaybının en az 15 Atatürk Barajı’nı yapabilecek boyutta olduğu anlaşılır. Depremin ülkemizde yol açtığı zararlar Japonya’ya oranla 30 kat daha fazladır. Bu bize çevre planlamasında jeolojik bilgilerden yararlandığımız takdirde zararımızın 30 kat azaltılabileceğini gösteren somut bir örnektir… Bu durumu yaratan en önemli neden, jeolojik incelemeler sonucu sakıncalı görülen yerlerin yerleşime açılmasıyla, jeolojik inceleme yapılmaksızın iskâna (yerleşime) izin verilmesi olgularıdır. Başkan: Sayın Üner toparlayınız lütfen. Mehmet Üner (devamla): İl ve ilçe imar işleri kurullarında jeoloji mühendisliği disiplininin temsil edilmesi yanında, belediyelerde jeoloji mühendislerinin istihdamına geçilmesi sağlanmalıdır… Bu hizmetlerin imar yasası kapsamına alınması önemlidir. Başkan: Sayın Üner lütfen tamamlayınız. Zamanınız üç dakika geçiyor. Müsamahamızı kötüye kullanmayın. Mehmet Üner (devamla): Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Başkan: Teşekkür ederim. Önergeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.”Hayrettin Karaca “Her deprem bizleri acılara boğuyor, ülkemizi ekonomik olarak da hırpalıyor. İmar konularında Türkiye kendini güncelliyerek bu acıyla, bu ısdırapla , bu endişeyle yaşamaktan kurtulmalıdır” dedi. Karaca  ayrıca “Verimli tarım toprakları düz zeminlerdir ve altı yapılaşmaya uygun özellik taşımamaktadır. Tarım toprakları imar planlarının dışına çıkarılmalıdır. Bütün binalar ve bütün imar planları bilimsel verilerin ışığı altında güncellenmelidir. Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın “”kaçak yapılar yıkılacak” demecini  geç kalmış olsa da sevinçle karşıladım. Hepimiz desteklemeliyiz. Bu girişimden dolayı kendisini kutluyorum. 27 yıl önceki bir meclis tutanağını bir kez daha hatırlamamız gerektiğini söylüyorum. Bu yasa kabul edilseydi, o günden bu yana olan depremlerin acısını yaşamazdık” İŞTE O MEŞHUR TUTANAK “TBMM Tutanaklarından: Tarih 2 Mayıs 1985 Tek başına ANAP iktidari dönemi. Meclis’te bir yasa tasarısı görüşülüyor: İmar Yasası. Halkçı Parti Kayseri Milletvekili (1948 doğumlu, inşaat mühendisi) Mehmet Üner ve arkadaşları tarafından verilen önerge: ‘Yapı ruhsatı almak için dilekçeye zemin etüdü projesi (arazinin depreme uygun olduğuna ilişkin bilimsel rapor) eklenmesi zorunludur.’ Şimdi tutanakları okuyalım: Başkan: Komisyon üyeleri ve hükümet bu önergeye katılıyor mu efendim? Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı İbrahim Özdemir (İstanbul): Katılmıyoruz efendim. Devlet Bakanı Kazım Oksay (Bolu): Katılmıyoruz efendim. Bunun üzerine önerge sahibi Mehmet Üner söz alıyor. Yine tutanaklardan: “Her yerleşim yeri doğal çevrenin bir parçasıdır. Düzenli, dengeli ve sağlıklı yerleşimin baş koşulu, yer seçiminin uygun yapılmasına bağlıdır. Yasa tasarısında jeolojik özelliklerin gözönüne alınmadığı görülmektedir. Oysa ülkemiz doğal afetler açısından böylesine bir ihmalin sonuçlarına katlanır gibi olmadığını yaşayarak öğrenen ve bunu en iyi bilen ülkelerden biridir. Ülkemiz doğal afetler ve jeolojik nedenlerden kaynaklanan ve yarattığı sonuçlar açısından da doğal afetlerin en acımasızı olan depremlerin yoğun olarak yaşandığı ülkelerden biridir. Yüzde 92’si deprem bölgesi içinde olan ülkemizde nüfusun yüzde 95’i deprem tehlikesi altında yaşamaktadır. Sanayimizin yoğun olduğu kentlerimizin yüzde 75’i, barajlarımızın yüzde 41’i, birinci ve ikinci derecede tehlikeli deprem bölgelerinde yer almaktadır. Bu verilere ülkemizde bir yılda 1.1 yıkıcı deprem olduğunu da eklersek, bu konuda ciddi kuralların konulmasının ne kadar zorunlu olduğu kendiliğinden anlaşılır. Ülkemizde sadece son 45 yılda depremlerden 60 bin kişi hayatını kaybetmiş, 400 bin konut yıkılmıştır. Yalnızca depremlerin yol açtığı ekonomik değer kaybının en az 15 Atatürk Barajı’nı yapabilecek boyutta olduğu anlaşılır. Depremin ülkemizde yol açtığı zararlar Japonya’ya oranla 30 kat daha fazladır. Bu bize çevre planlamasında jeolojik bilgilerden yararlandığımız takdirde zararımızın 30 kat azaltılabileceğini gösteren somut bir örnektir… Bu durumu yaratan en önemli neden, jeolojik incelemeler sonucu sakıncalı görülen yerlerin yerleşime açılmasıyla, jeolojik inceleme yapılmaksızın iskâna (yerleşime) izin verilmesi olgularıdır. Başkan: Sayın Üner toparlayınız lütfen. Mehmet Üner (devamla): İl ve ilçe imar işleri kurullarında jeoloji mühendisliği disiplininin temsil edilmesi yanında, belediyelerde jeoloji mühendislerinin istihdamına geçilmesi sağlanmalıdır… Bu hizmetlerin imar yasası kapsamına alınması önemlidir. Başkan: Sayın Üner lütfen tamamlayınız. Zamanınız üç dakika geçiyor. Müsamahamızı kötüye kullanmayın. Mehmet Üner (devamla): Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Başkan: Teşekkür ederim. Önergeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.”