Uzm.Dr.Aysel Karğı,Astım hakkında bilgi verdi

0

Özel Yalova Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysel Karğı, astım hastalığı ve tedavisi hakkında bilgilendirmede bulundu.
Özel Yalova Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysel Karğı, ‘Astım hava yollarında mikrobik olmayan bir tür iltihap nedeniyle hava yolu duvarının şişmesi sonucu hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmeler (ataklar) ile seyreden müzmin (kronik) bir akciğer hastalığıdır. Astımın dünyada yaklaşık 300 milyon kişiyi etkilediği düşünülmektedir. Bu rakam ülkemiz için yaklaşık 3,5 milyon kişidir.’ dedi.
Astım kimlerde görülür?
Astımın ortaya çıkış ve gelişmesinde etkili bazı risk faktörleri mevcuttur. Genetik yatkınlık , atopik ( allerjik ) yapı , bronş hiperreaktivitesi dediğimiz aşırı hava yolu duyarlılığı, çocukluk çağında erkek cinsiyete sahip olmak ve ileri dönemde bayan cinsiyette olmak ve obezite kişisel olan risk faktörleri arasında bulunur. İç ortamda ev tozu akarları, kedi, köpek gibi ev hayvanları, hamamböceği ve küf mantarları gibi allerjenlere maruz kalmak, dış ortamda polenler ve küf mantarlarına, bazı hava yolu ve bağırsak flora bakteri infeksiyonları ki özellikle viral etkenler, mesleki duyarlılaştırıcılar, hem aktif hem de pasif sigara içimi, iç ve dış ortam hava kirliliği ve beslenme şekli özellikle anne sütü almamış olmak ise çevresel risk faktörleri arasındadır. Bu risk faktörleri hem astım oluşumuna hem de astımı olan kişide şikayetlerin oluşmasına neden olabilir.
Astımlı hastalarda hangi şikâyetler görülür?
Astım özellikle gece yarısı veya sabaha karşı hışıltılı solunum, nefes darlığı, göğüste sıkışıklık-baskı hissi ve/veya öksürük nöbetlerine yol açar. Bu semptomlar genellikle değişen derecede hava yolu obstrüksiyonu ile birlikte olup, klinik tablo ve semptomların yoğunluğu zaman içinde değişkenlik gösterebilir. Kişiye özgü değişken klinik tablolar ve dereceler görülebilir.
Astım tanısı nasıl konulur?
Astım tedavisinin başarılı olması için astım tanısının doğru konması çok önemlidir. Yakınmaları astımla uyumlu olan hastalarda yapılan muayene ve nefes ölçüm testleri ile tanı konulabilir. Tıbbi öyküde şikayetler astım belirtileri yönünden değerlendirilir. Ailede astım hastası olup olmadığı ve alerji öyküsü de sorgulanır. Ayrıca yapılan muayenede oldukça önemlidir. Ancak astım atakları dışındaki muayene tamamen normal olabilmektedir. Solunum sistemi muayenesinin normal olması astım olmadığı anlamına gelmez.
Hava akımı kısıtlanmasının gösterilmesi gereklidir. Solunum fonksiyon testleri hava yolu darlığının derecesinin, ilaca olan cevabının /değişkenliğinin saptanmasına yardımcı olur. Solunum fonksiyon testlerinin normal olması da astım tanısını dışlamaz.
Astım ile allerjik rinit başta olmak üzere diğer allerjik hastalıklar arasında güçlü bir ilişki vardır. Bu nedenle astımlı kişilerde gerektiğinde ayrıntılı allerjik değerlendirme yapılması tanı ve tedavi yönünden yararlı olabilir. Anamnezinde allerji düşünülen hastada tercih edilecek yöntem deri prick testidir. Bu testi yapmanın asıl amacı, atopik astımlıları ayırmak ve eğer hastanın bulunduğu ortamda kendisini etkileyen bir allerjen varsa ondan uzaklaşmasını sağlamaktır.
Mutlaka gerekli tetkiklerle astım ile karışabilecek diğer hastalıkların ayrıcı tanısı da yapılmalıdır.
Astımın tedavisi olur mu?
Astım tedavisinin amacı hastalığın kontrol altına alınması ve sağlanan bu durumun idame ettirilmesidir. Uygun ilaç tedavisi ile, astımlılar iş ve okul dâhil günlük yaşamlarına, hastalık nedeni ile herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Astım ilaçlarının büyük bir kısmı soluk alma yolu (inhalasyon) ile kullanılan ilaçlardır. İlaç, doğrudan hasta olan bölgeye yani hava yollarına gider. Böylece çok küçük dozlarda bile yarar elde edilirken yan etkiler de en aza indirilmiş olur.
Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar kontrol edici ve rahatlatıcı (semptom giderici) ilaçlar olarak ikiye ayrılır. Kontrol edici ilaçlar, çoğu zaman antiinflamatuar etkileri sayesinde astımın kontrol altında tutulmasını sağlayan her gün ve uzun süre kullanılan ilaçlardır. Rahatlatıcılar ise hızlı etki ederek havayolu darlığını geri döndüren, şikâyetleri gideren ve gerektiğinde kullanılan ilaçlardır.
Astımda ilaç tedavisinin mantığı; hastaların kontrol edici ilaçları yakınmaları olmasa bile düzenli ve sürekli kullanmaları, rahatlatıcı ilaçları ise sadece yakınmaları (öksürük, nefes darlığı, hışıltılı solunum) olduğu durumlarda kullanıp, olmadığı zamanlarda kullanmaması temeline oturmaktadır.Rahatlatıcı ilaç kullanımının artması ve her gün kullanım gereksiniminin olması, astımın kontrolsüz olduğuna ilişkin bir uyarıdır ve tedavinin yeniden değerlendirilmesini gerektirir.
Astım hastası kontrollere gitmeli midir?
Hipertansiyon, şeker hastaları gibi astımlı hastalar da düzenli olarak hekim tarafından izlenmelidirler. Muayene ve değerlendirmelerin sıklığı astımın başlangıçtaki şiddetine göre değişir. Astımlı hastaların etkili bir şekilde tedavi edilebilmeleri için hastanın doktorla iyi bir işbirliği içinde olması gerekir. İşbirliğinin amacı hastanın doktorun rehberliğinde kendi durumunu kontrol edebilmesi ve kendi kendini tedavi edebilme konusunda beceri kazanmasını sağlamaktır.
Astımlı ilaçları bağımlılık yapar mı? Kilo yapar mı?
Solunum yolu ile alınan ilaçlar hastaları şişmanlatmaz. Ataklar sırasında veya ağır astımlılarda tablet veya damar yoluyla kullanılan kortizon türü ilaçlar iştahı arttırabilr. Eğer böyle bir tedavi verilmişse sofradan doymadan kalkılmalı ve tuz tüketilmemelidir. Astım ilaçları bağımlılık yapmaz.
Astım ilaçları ömür boyu mu kullanılır?
Hekim ve hasta/aile arasındaki işbirliği ile belirtilerin tamamen kontrol altına alınması sağlanması hedeflenmektedir. Maalesef astımı tamamen kontrol altında olan hasta sayısı hem dünyada hem ülkemizde halen istenen düzeyde değildir. Tetikleyicileri tanımalı ve onlardan kaçınmalıdır. İlaçlarını düzenli kullanmalıdır.
Astım kontrolü sağlanan ve en az 3 ay kontrolde olan hastada tedavide basamak inilir. Basamak tedavisi; astım kontrol düzeyine göre tedavinin ayarlandığı ve ideal tedavinin uygulanmasını hedefleyen bir yöntemdir. Kontrol altında olmayan hastalarda ilaç doz ve çeşidinin artırılması (basamak çıkmak), iyi kontrol sağlanan hastalarda ise ilaç doz ve çeşidinin azaltılması (basamak inmek) şeklinde uygulanır. Hastalarda bu basamak tedavisine göre birinci basamağa geçilmiş ise sadece şikâyeti olduğunda ilaç kullanır ama bu basmakta olup olmadığına takip ettiği hekim karar vermelidir.
Astım olmaktan korunabilir mi?
Astım oluşumunda genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol aldıkları bilinmesine karşın nasıl oluştuğu henüz tam açıklığa kavuşmamıştır Bu yüzden astım gelişiminin engellenmesine yönelik önlemler oldukça kısıtlıdır. Gebelikte ya da bebeklik-çocukluk çağında sigara ile karşılaşma engellenmelidir. Astım ve/veya allerji korunması gibi bir amaç güdülmeksizin anne sütü ile emzirme sağlanmalıdır. Bir yaş altı bebeklerde geniş spektrumlu antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır. Ev tozu akarından korunmanın astımdan korunmaya yönelik etkisi üzerinde ise çelişkili sonuçlar mevcuttur. Riskli bebeği olan ailelere erken çocukluk döneminde evde evcil hayvan beslenmesi ya da beslenmemesine dair öneride bulunmak için yeterli kanıt yoktur. Hamam böceği varsa eliminasyona yönelik öneriler ve uygulamalar yapılmalıdır.
Astım hastası gebe kalabilir mi? Gebelikte ilaç kullanılabilir mi?
Gebe kadınların yaklaşık üçte birinde astım kötüleşirken, üçte birinde hastalığın şiddeti azalır, üçte birinde ise hiçbir değişiklik görülmez. Astım gebe kalmaya engel bir durum değildir. Normal bir gebelik, sorunsuz bir doğum ve sağlıklı bir bebek için uygun ve yeterli astım tedavisi şarttır. Bu nedenle kadın doğum uzmanı ile astım tedavisini yapan hekim ve hasta işbirliği içinde olmalıdır. Gebelikte doktor önerisiyle kullanabilecek astım ilaçları güvenli olup, bebeğe zararı olmayıp aksine astımının kontrol altında olmadığında annenin oksijenizasoynu bozulacağından bu anne karnındaki bebeği de olumsuz etkileyecek ve birçok probleme neden olacaktır. Emziren annelerin kullandığı ilaçların bebekte zararlı etkileri gösterilmemiştir.