Okula başlama çocuklar için önemli bir adımdır.

Yalova İl Sağlık Müdürlüğü Çocuk, Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı Biriminde görevli Çocuk Gelişim Uzmanı Halenur Canata bu yıl okula başlayacak çocukları olan ailelere uyarılarda bulundu.

Canata ailelere 10 maddelik öneride bulundu. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi ;

OKULA BAŞLAMA ÇOCUKLAR İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIMDIR

 Okula başlama, çocuklar ve aileleri için önemli bir aşamadır ve çocuğun yaşamında büyük bir değişim anlamına gelmekte, çocuklarıyla birlikte aileler de bu heyecanı paylaşmaktadır.

 Okula başlayacağı güne kadar çocuklar, zamanlarının büyük bir bölümünü evde kardeşleri ile birlikte ya da anne babalarıyla bir arada geçirmektedirler. Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar tamamen yabancı olduklar yeni bir ortama girerler. Bu ortam yani okul ortamı, çocuğun daha önce belki hiç görmediği, tanımadığı ortamdır. Bu nedenle okula yeni başlayan çocuk, daha önce hiç tanımadığı yeni insanlarla bir arada vakit geçirmeye başlayacaktır.

Bu durumu kavramakta zorlanan çocukların okula uyumları güçleşmekte ve gelecekteki eğitim yaşamları da bundan etkilenmektedir. Aslında okula yeni başlayan çocukların belli bir süre yabancılık çekmesi ve uyum güçlüğü yaşaması normaldir. Önemli olan; aile, okul ve öğretmenin bu süreçte işbirliği içerisinde olup, çocuklara yardımcı olmalarıdır.

2018-2019 Eğitim Öğretim yılının başlamasına az bir süre kala, okula yeni başlayacak olan öğrencilerin okula uyumlarını kolaylaştırmak için velilere önerilen

Okula Hazırlık Aşamaları;

1. Psikolojik Hazırlık
2. Çocuğun Öz bakım, İletişim ve Fiziksel Gelişim Hazırlığı

Çocuğunuza Neleri Öğretmelisiniz?

1. Öğretmen, diğer öğrencileri bırakıp sizin çocuğunuzu tuvalete götürmeyeceğini, üstünü düzeltmeyeceğini, çocuğunuzun hem evde hem de dışarıda gideceğiniz her yerde tek başına hijyen ve tuvalet becerisini ve malzemelerini bilmesi gerektiğini anlatmalısınız.

2. Çocuğunuza önceden harfleri ve sesleri öğretmeye çalışmamalısınız. Hatalı öğretilirse; hatalı öğrenileni düzeltmek öğretmenler için çok daha zor…
3. Çocuğunuza kendinin ve ailesindekilerin ad ve soyadını, mümkünse telefon ve iş yerinin adını da öğretmelisiniz.

4. Anasınıfı düzeyinde; içinde bulmaca, labirent, eşleştirme, farkları bulma gibi alıştırmaların olduğu kitaplardan edinerek; her gün mutlaka birkaç etkinliği ödev yapar gibi yaptırınız.

5. Çocukların el yazısında ilk aşamada zorlanmaktadırlar. El kasları gelişmeyen çocukların yazıları asla istenildiği kadar güzel olmuyor, silip yaptıkça çocukların şevki kırılıyor ve okuldan soğuyorlar. Aksine başarılı yazan çocuklar daha fazlası için çok güzel motive oluyor. Bu yüzden çocukların el kaslarını mutlaka güçlendirmesi gerekir. Kız çocukları ilgilendikleri oyun türleri nedeniyle el kaslarını çok daha iyi kullanırlar. Temel olarak, parmak döndürme, bilek döndürme, parmak açma kapama, dirsek oynatma içeren her türlü aktivite yazma sürecine katkı sağlar.

5.a. Eldeki ince motor kaslarını geliştiren oyun ve materyaller neler?
• Oyun ya da gerçek hamurlar, toprak, kum, çamur gibi yoğurma malzemeleri,
• Gereksiz kağıtları gazeteleri buruşturma, yırtma, makasla kesme yapıştırma etkinlikleri,
• “Buraya bir kuş konmuş, bu yakalamış…” gibi el oyunları, karanlıkta fenerden gölge çıkarma oyunları,
• Anne hamur işi yaparken yumurta sürme, fındık batırma, susam ekleme, kremşantiyi sürmek gibi pek çok ince iş,
• Küçük parçalı lego gibi sök tak oyuncaklar,
• Her türlü boya ile resim (kuru boya, pastel, parmak boya, guaj boya, cam boyası…vb.)
• Kurşun kalem ile resim çizme, silgi ile silme (kalemi hatalı tutan çocuklar için silindir yerine üçgen gövdeli kalem ve kuru boyalar çok işe yarıyor her markanın üçgen kalemi var.)
• Küçük misket ya da toplar ile oyunlar,
• Her kalınlıkta ip ve kurdeleyi bağlama sökme,
• Islak bez sıkma, yüzeyleri silme,

6. Çocuğunuza kendi başına giyinmeyi öğretiniz. Kıyafetlerini çıkarıp düzeltme, atkı bere eldiven takma, montunu ve ayakkabısını giyme fermuarını takıp çekme… Çocuğunuz bağlayamıyorsa ipli ayakkabı almayınız.

7. Çocuğunuza tekerlemeler, şaşırtmacalar ve bilmeceler öğretiniz. Bunları söylemesi için teşvik ediniz. Bildiği şarkıları yüksek sesle ve anlaşılır şekilde söyletiniz. Konuşurken boğuk, sesleri yutarak konuşmaması için uyarınız.

8. Matematik her yerde! 10 ve 20 içinde ileri geri saydırınız, çevresindeki varlıkları saydırınız, basit toplama ve çıkarma işlemleri sorunuz.

9. Kitap okuyunuz, resimli kitaplar alınız, ona resimleri anlattırınız. Kendiniz de okuyun ki örnek olunuz.

10. İyi öğretmen bulma telaşı tüm velilerde var, tüm öğretmenlerde de iyi ve ilgili veli temennisi olduğunu unutmayınız. Öğretmen ile işbirliği içerisinde olmaya özen gösteriniz.

Yalova Milli ve Yerli Üretim Üssü Oluyor

Yalova, mili ve yerli sanayiin yeni üretim üssü olmaya hazırlanıyor. Yalova’da geçtiğimiz yıl faaliyete başlayan İMES organize Sanayi Bölgesi’nde kurulacak olan 264 yeni sanayi tesisinin yıllık 600 bin dolarlık ihracat yapması hedefleniyor.

Kısa sürede tamamlanıp hizmete açılan Osmangazi Köprüsü ve İstanbul – Ankara – Bursa – İzmir otoyol aksı gibi mega projelerin meyvelerini yıllardır OSB’si bulunmayan Yalova toplamaya başladı. Geçen yıl haziran ayı itibariyle kurulan Yalova İMES Organize Sanayi Bölgesi, mega projelerin tamamlanıp İstanbul – Yalova arasının 4 dakikaya düşmesiyle birlikte yatırımcıların cazibe merkezi haline geldi. Tamamlandığında 15 bin kişiye istihdam sağlayacak olan 1 milyar dolar yatırım maliyetli İMES OSB, için çalışmalara başlandı.

Makine imalatı, otomotiv ve beyaz eşya yan sanayi, elektrik, elektronik eşya, savunma araç ve gereçleri gibi yüksek katma değere sahip ürünler üretilmesi planlanan Yalova İMES OSB’de orta ve büyük ölçekli toplam 264 parsel, OSB Kanunu çerçevesinde, maliyetine ve uzun vadeli ödeme planlarıyla tahsise açıldı.

Yalova’nın Çiftlikköy ilçesindeki 470 hektar alana inşa edilecek olan Yalova İMES OSB’nin yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda müdürü Direnç Özdemir, OSB’nin en mühim özelliğinin çevreci modeli, yeşil ve bacasız sanayi ile tamamen yerli ve milli üretim yapılacak olması olduğunu söyledi.

Özdemir, bünyesinde meslek eğitim merkezi, meslek lisesi, meslek yüksek okulu, itfaiye, güneş ve rüzgar enerji santralleri, sağlık merkezi, antrepo gibi tamamlayıcı sosyal donatıların da yer alacağı yeni nesil bir OSB inşa etmeyi planladıklarını dile getirdi.

5 bin dönüm alana sahip OSB içerisinden sosyal donatı alanları, yol alanları, yeşil alanlar ve park alanları çıktıktan sonra 3 bin dönümlük kısmının sanayi alanı olarak kullanılacağını belirten Özdemir, “Bu alan makine imalat sektöründe faaliyet yürüten 264 adet orta ve büyük ölçekli sanayi kuruluşunun üretim üssü haline gelecek. Ön gördüğümüz istihdam sayısı 15 bin. Burayı makine imalat sektörünün, bacasız sanayiin, çevreci ve yüksek katma değerli yenilikçi sanayiin bir üssü haline getirmek hedefindeyiz. Buna ilişkin olarak devletimizin sanayi strateji belgesinde belirlemiş olduğu 3 “y” kuralı yenilikçi, yüksek katma değerli ve yeşil üretim düsturunu biz kendimize misyon edindik. Dünya çapında bir marka haline getirmek niyetiyle bu bölgede çalışmalarımızı yaptık ve şu an itibariyle de artık alt yapı inşaatlarının arifesindeyiz. İstanbul – İzmir otoyol aksı ve bu kapsamda gerçekleştirilmiş olan Osmangazi köprüsü bizim ilham kaynağımızdır. Takdir edersiniz ki sanayicinin burada ürettiklerini, tırlarını feribot kuyruklarında bekleterek, İstanbul pazarına ya da Avrupa pazarına satma şansı yoktur” dedi.

Yalova İMES OSB’de alt yapısı ve tesis inşaatlarıyla birlikte toplam yapılacak olan inşaat yatırımının 1 milyar dolar seviyesinde olacağını belirten Direnç Özdemir, inşaat yatırımları tamamlanıp işletim sürecine geçildiğinde bölgenin her yıl 500-600 milyon dolarlık bir ihracat potansiyeline kavuşacağını söyledi. Özdemir, “Buraya gelecek olan sanayiciler, yeni yatırımlarla ve kapasite büyüterek geleceğinden belki bir o kadar da makine teçhizat yatırımı yapacaktır. Bunun hem inşaat sektörü boyutuyla, hem makine sektörü boyutuyla, hem çelik sektörü boyutuyla bir çok sektörü yıllar içerisinde ne kadar canlandıracağını herhalde söylemeye gerek yok. ve kaldı ki biz burada söylediğim gibi 5 bin dönümlük alan içerisinde onaylanmış bir alanda faaliyet yürütüyoruz. Komşu organize sanayi bölgeler kurulacak olan yeni serbest bölgeler, yeni ticaret hacimleri yani size bahsetmiş olduğum aslında inşaat yatırımları istihdam rakamları ve makine teçhizat alımları direkt yatırımlardır. Bunların dolaylı yatırımlarını düşündüğünüzde, en az 2-3 misli bir ticari potansiyele sahip bir yatırımdan söz ediyoruz. Benim bildiğim kadarıyla Osmangazi köprüsünün ya da bu İstanbul-İzmir otoyol mega projesinin devletimize toplam maliyeti yaklaşık 7-8 milyar dolar. 2. gişenin etrafında oluşacak yatırım ve ticari hacim, kısa ve orta vadede Türkiye Cumhuriyeti Devletin’in bu yatırımını kasasına geri koymasına yetecek potansiyele sahiptir” diye konuştu.

Ata’nın Yalova’ya gelişinin 89.yılı kutlandı

Yalova Belediyesi tarafından organize edilen programlarla Atatürk’ün Yalova’ya gelişinin 89. yıldönümü coşkulu bir şekilde kutlandı. Yürüyen Köşk’te başlayan etkinlikler 17 koro, 350 kişiden dev kadronun seslendirdiği eserlerle son buldu.

İlk Etkinlik Yürüyen Köşk’te

89 yıl önce Yalova’ya ilk kez 19 Ağustos’ta gelen Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, kentimizde geçirdiği zaman ait fotoğraf ve gazete kupürlerinin yer aldığı sergi ile etkinlik programı start aldı. ‘Atatürk ve Yalova’ isimli fotoğraf sergisinin gezilmesinin ardından hazırlan kısa film konuklara gösterildi. Film sonrasında günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yapmak üzere kürsüye Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman geldi.

“Yalova’nın tarihindeki en önemli kader günlerinden bir tanesi 19 Ağustos’tur” diyen Başkan Salman şunları dile getirdi; “Türk milleti olarak Gazi Mustafa Kemal’e başta Cumhuriyet olmak üzere çok şey borçluyuz. Ama biz Yalovalıların çok daha fazla gönül borcu var. Çünkü Yalova’yı Yalova yapan Gazi Mustafa Kemal’in ta kendisidir. O ‘Yalova Benim Kentimdir’ veciz sözünü de bir hikaye olsun veya bir jest olsun diye söylememiş. Yalova’da bunu yaptıklarıyla göstermiş ve halen daha göstermeye devam etmektedir. Ağustos 1929’da Yalova’nın genel durumu sıtmadan kırılıyor. Yalovalı büyüklerimiz çaresiz 14 Ağustos tarihinde iki tane motorla Atatürk’ün Büyükada’ya geleceğini öğrendiklerinde yola çıkıyorlar. İki tane kaptan biri Faik Duman diğeri Kemal Can Yalovalıları götürüyor. En şık kıyafetlerini giyerler. Atatürk Büyükada’ya çıkınca dikkatini çeker Başyaveri Nusri Beye sorar bunlar kim diye. ‘Efendim Yalovalılar sizinle görüşmek istiyor’ cevabını alır. İçlerinden birisini çağırır. Ata’ya Yalova’ya gelmesi gerektiğini Yalova’nın sıtmadan kırıldığını çok kötü durumda olduğunu ifade eder. Ata da söz verir bundan tam 5 gün sonra 19 ağustos 1929’da Ertuğrul yatıyla saat 16:00 sularında Atatürk ilk kez Yalova’ya gelir. İyi ki de gelir ve devamında Yalova’yı Türkiye Cumhuriyeti’nin yazlık başkenti haline getirir. 27 kez kalmak üzere 17 kez de günübirlik olarak Ankara ve İstanbul dan sonra yaşamının büyük bir bölümünü Yalova’da geçirir ki bu 272 gece 331 güne karşılık gelmektedir. En son 1 Şubat 1938’de ki hastalığını da ilk kez Yalova’da öğrenir.”

Yalova’yı Özel Emirle İstanbul’a Bağlamıştır

Sözleriniz “Ata, son kez 1 Şubat 1938 de Yalova’dan ayrılır” diyerek sürdüren Başkan Vefa Salman; “Bakın o dönemde Yalova’da Polis Teşkilatını, Jandarma Teşkilatını, İtfaiye Teşkilatını bizzat kurar aynı zamanda naiye olan Yalova’yı kaza yapar ve daha önce Kocaeli’ye Bursa’ya bağlı olan Yalova’yı özel emriyle İstanbul’a bağlar. Bu Dünyada belki de bir ilktir. Deniz aşırı bir ilçenin karşısındaki bir kente bağlanması. Bu içinde bulunduğumuz çiftliğin o zamanki adı Millet Çiftliği’dir. Kentin batı tarafında ki şuan TİGEM diye dilimize yerleşmiş bölge de Baltacı Çiftliği’dir. Buraları kendi parasıyla satın alır Yalova’ya şöyle vizyon koyar. Buralar tarımsal üretim yapsın İstanbul’u beslesin. Ve bu kendi parasıyla aldığı iki çiftliği de daha sonra Türk

Milletine bağışlar. Biraz önce Türkiye Cumhuriyeti’nin yazlık başkenti haline getirdi demiştim Atatürk için. Evet burada çok önemli kararlara imza atmıştır. Bazı kararları bu köşkün bahçesinde alır. Hatta bu köşkte ikamet etmez yani gece yatmaz ama dinlenmek için Yürüyen Köşk e gelir TDK’nın kurulma kararı, Türk Tarihi Kurumunun kurulma kararı, çok partili hayata geçiş kararı, Kuran-ı Kerimin Türkçeleştirme çalışmaları. O dönemde teknik liselerin kapatılması gündemdeyken kapatılmasının aksine sayısının çoğaltılması kararı da hep Yalova da alınır. Bunun dışında birçok devlet adamını Atatürk Yalova’daki köşklerinde ağırlar” dedi.

Bir Tek Yalova’da 3 Evi Vardır

Atatürk’ün Yalova’ya gösterdiği sevginin somut kanıtlarından bir tanesinin de her kentte bir veya iki evi varken Yalova’da üç evi var olduğunu belirten Başkan Salman; “Termalde iki katlı konakladığı köşk, Dünya’ya mal olmuş Yürüyen Köşk birde şuanda Atatürk ve Çocuk Müzesi olan Av Köşkü vardır. Birde bakın Termal’i özel olarak ele alır orası geleceğin su şehri olacaktır diye de veciz bir söz söyler. O şekilde dediği gibi olması için de elinden geleni yapmıştır ki Dolmabahçe de görev yapan Rum Bahçıvan Pandeliyi buraya getirtir. Hangi ağaçları nereye dikeceğini tarif eder. Ağaçlar dikilir. Termal Türkiye’nin ilk Arberetumu yani canlı ağaç müzesidir. Yine bakın iki tarafı ağaçlıklı yola hıyaban denir Yalova İskeles’inden Termal’e kadar 10’ar metre aralıkla çınar ağacı diktirir orada o yeşil kuşağı oluşturur. Yani Türkiye’nin en uzun Çınarlı Hıyabanı da Atatürk’ün Yalova’ya miras bıraktığı iskelemiz ile Termal arasındaki o yeşil kuşaktır. Yürüyen Köşk başlı başına bir efsane burada anlatıldı ama bilgi de hata var onu düzelteyim sadece şu 400 yaşındaki çınar ağacının kendisi değil bir dalı kesilmesin diye tren rayı döşenerek 4.80 cm kaydırılmış bir evdir. Bu neden 4.80cm’dir. O devirde tren raylarının uzunluğu bu kadardır ve şunu söyleyeyim. Biliyorsunuz ben özel önemsiyorum burayı Yalova’nın marka eksikliği çok. Ama bu sadece Yalova’nın değil Dünya’nın markası. 1929’da Atatürk’ün bir gün bir ağaç dalına dahi bu dünyanın ihtiyacı olacak diye mesaj verdiği çevre abidesidir. Çevre dersi verdiği noktadır ve biz ne mutlu ki Atatürk’ün Yalova’ya gelişinin yıldönümünde bu köşkün bahçesinde bu anmayı gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

Başkan Salman Kendi Aldığı Fotoyu Köşk’e Bağışladı

Konuşmasının son kısmını ücretini kendisi ödeyerek aldığı 1937’de çekilmiş olan fotoğrafa ayıran Başkan Salman son olarak şunları dile getirdi; “Bugünle ilgili önemli bir notum daha var. Şu gördüğünüz fotoğrafı yaklaşık bundan 8 ila 10 ay önce Yalovalı bir antikacı diyeyim onun dükkanında gördüm. Çokta etkilendim. Daha önce hiç görmediğim bir fotoğraftı. Fotoğrafı Vefa Salman olarak satın aldım belediye başkanı olarak değil. Onu da belirtmek isterim. 19 Ağustos 1929’un 89. yıldönümünde Yürüyen Köşk’e hediye etme kararı verdim. Çünkü bende durmasının evimde durmasının bir anlamı olmayacak. Yalova’da önemli tarihçilerimizden birkaç büyüğümüz var Ahmet Akyol’a sordum. O da bu fotoğrafı ilk kez gördüğünü söyledi. Zaten Millet Çiftliği diye yazıyor yakından göreceksinizdir. 1937 yılında çekilmiş orijinal bir fotoğraf birazdan Sayın Valimizle beraber onu köşkteki yerine takacağız.

Bir yandan da Vefa Atasına Vefasını belki bir nebze de olsa bu şekilde gösterebilir diye düşündüm. Ben bugün katılımlarınızdan dolayı hepinize çok teşekkür ediyorum.”

Bando Eşliğinde Kortej Yürüyüşü Yapıldı

Başkan Salman’ın konuşmasının ardından programa gelen konukların katılımıyla Yürüyen Köşk önünden başlayarak Edirne Belediye Bandosu eşliğinde Doğu Sahil Bandından devam ederek Kent Müzesi önüne gelinde. Burada Edirne Belediye Bandosunun verdiği mini konser ile programın ilk bölümü tamamlandı.

Rekor Katılımla ‘Yürüyen Köşk Atatürk’ Konseri Gerçekleşti

Yalova Belediyesi ve Yalova Musiki Derneğinin işbirliği ile yapılan ‘Yürüyen Köşk Atatürk’ isimli Türk Sanat Müziği Konserinde ayrıca bir rekora imza atıldı. Barış Manço Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen konserde farklı şehirlerden gelen 17 koronun toplam 350 üyesi sahne aldı. 350 kişilik dev koro Atatürk’ün sevdiği şarkıları ve birbirinden değerli eserleri seslendirdi.

“Yalovalılar Olarak Çok Şanslıyız”

İlk bölüm öncesi sahneye gelerek katılımcılara hitap eden Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman; “Öncelikle kentimize dışardan gelen tüm misafirlerimize Atatürk’ün kenti Yalova’ya hoş geldiniz diyorum. Program sunucumuz konuşmasından Yalovalılar çok şanslı dedi. Evet biz Yalovalılar çok şanslıyız. O şansın başladığı günde bugün. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bundan tam 89 yıl önce 19 Ağustos 1929 saat 16 sularında Yalova’ya ilk kez geliyor ve iyi ki geliyor. Ben her zaman Yalova sadece Türkiye’nin değil Dünya’nın en güzel kentidir diye ifade ederim ve bu Dünya’da bir cennet varsa orası da Yalova derim. Bunları hepsi realitedir. Bunu Belediye Başkanı olduğum için değil gerçek olduğu için söylerim. Her gelen misafirimde bunu teyit etmiştir. Bizler bu cennet vatanı Gazi Mustafa Kem al Atatürk’e borçluyuz” dedi.

“Yalova’yı Oya Gibi İşlemiş”

Konuşmasını “Ata, Ankara ve İstanbul’da sonra en fazla zamanını Yalova’da geçirmiştir” diyerek sürdüren Başkan Salman; “Zamanını Yalova’da geçirdiği süreçte Yalova’yı bir oya gibi işler. İmarını çizer, sıtmayla kırılmakta olan bir bataklık olan Yalova’da sıtmayı sonlandırır. Yalova sevgisinin en somut örneği, her yerde 1 ya da 2 evi vardır. Yalova’da 3 evi vardır. Birçok önemli kararı burada almıştır. Yabancı ülkelerin önemli devlet adamlarını her zaman Yalova’da ağırlamıştır. Yalova bir anlamda Cumhuriyetin yazlık başkentidir. Yalova’ya bırakmış olduğu en önemli miraslardan biri Termal’dir. Yalova’ya olan sevgisini “Yalova Benim Kentimdir” diyerek ölümsüzleştirmiş, Termal içinde “Geleceğin Su Şehri” olacak demiştir. Termal’i Türkiye’nin ilk canlı ağaç müzesi yapmıştır ve o Termal 1930 yılında Roma’da altın madalya almış şifalı bir suya sahiptir. Çevreciliğinin, doğa sevgisinin en güzel örneği Yürüyen Köşk’tür. Sadece bir ağaç dalı kesilmesin diye yaptırmış olduğu adına köşk

dediğimiz mütevazı yapıyı kaydırtıyor. Bu hareketle çevre dersi veriyor. Kimin akılına gelirdi o dönemde çevre kirliliği yabancılarında dediği gibi böyle lider 100 yılda bir gelir dedikleri Mustafa Kemal Atatürk’ten başkası değildi. İyi ki Yalova’ya geldi. Türkiye’nin en uzun Çınarlı Hıyabanı Yalova’dadır bunu da yaptıran Gazi Mustafa Kemal’dir. Sizlerin huzurun Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla, sevgiyle, özlemle ve rahmetle anıyorum. İyi ki geldin Yalova’ya Atam” diye konuştu.

Çiftlikköy’de Kurban Bayramı kutlandı

Çiftlikköy’de Kurban Bayramı dolayısıyla bayramlaşma töreni Çiftlikköy Belediyesi Düğün ve Konferans Salonu’nda yapıldı. Çiftlikköy Kaymakamı Cengiz Karabulut, Çiftlikköy Belediye Başkanı Ali Murat Silpagar ve Garnizon Komutan Vekili Albay Oğuz Okul’un ev sahipliğini yaptığı bayramlaşma törenine İlçe Jandarma Komutan Vekili Başçavuş Duran Güven, İlçe Emniyet Müdürü Cemil Kocabaş, Belediye Başkan Yardımcısı Abdurrahim Solmaz, ilçedeki kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, belediye meclis üyeleri ve siyasi partilerin temsilcileri ve belediye birim amirlerinin yanı sıra vatandaşlar katıldı.

Bayramlaşma töreninin ardından İlçe Jandarma Komutanlığı’nı ziyaret ederek vatani görevini ifa etmekte olan jandarmalarımızla bayramlaşan heyet, sonrasında Çiftlikköy Şehit Abdülhamit Kaya Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret ederek polislerimizle bir araya geldi. Çiftlikköy’de yaşayan Kıbrıs Gazisi Erdal Sayın ve 15 Temmuz Gazisi Enes Göksu’yu evlerinde ziyaret eden Kaymakam Karabulut, Başkan Silpagar, ve Albay Oğuz Okul, gazilerimizin bayramını kutladı.

Vatandaşların Kurban Bayramını kutlayan Başkan Silpagar, “Birlik ve beraberliğin tesis edildiği, kardeşlik duygularının gelecek nesillere aktarıldığı günler ulaşmanın sevinciyle İslam Âleminin ve tüm vatandaşlarımızın Mübarek Kurban Bayramını tebrik eder, hayırlara vesile olmasını temenni ederim” ifadelerini kullandı

ABD ürünlerine ek vergi

ABD’den ithal edilen bazı ürünlere ek vergi getiren karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Aralarında pirinç, alkollü içecekler, yaprak tütün, binek otomobil, güzellik veya makyaj malzemelerinin de olduğu ABD menşeli bazı malların ithalatında uygulanan ek mali yükümlülük oranları iki kat artırıldı.

ABD menşeli bazı ürünlerin ithalatında ek mali yükümlülük uygulanmasına dair kararda değişiklik yapılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 11 Haziran 2018’de yürürlüğe konulan ABD menşeli bazı ürünlerin ithalatında ek mali yükümlülük uygulanan oranlar yüzde 100 artırıldı.

Yapılan düzenleme ile kuruyemiş ürünlerine yüzde 20, prince yüzde 50’ye, alkol oranı yüzde 80’den az olan içeceklere yüzde 140, tütün ürünlerine yüzde 60 ve binek otomobillere yüzde 120 ek vergi uygulanacak.

Bu kararın yayımı tarihinden önce Türkiye’ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek yüklemesi yapılmış eşyanın, bu kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 45 gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili veya gümrük mevzuatı çerçevesinde özet beyanın verilmesi dahilinde, bu değişiklik kararından önceki ek mali yükümlülük oranları uygulanacak.

TRUMP’IN EK VERGİ KARARIYLA BAŞLADI

ABD Başkanı Donald Trump’ın haziran ayında Türkiye’den ithal edilecek çelik ürünlerine yüzde 25 ve alimünyum ürünlerine ise yüzde 10 ilave gümrük vergisi uygulama kararının ardından Türkiye’ye buna karşılık olarak ABD’den ithal edilen 22 ürüne ek vergi getirmişti.

Geçtiğimiz hafta Trump’ın çelik ve alimünyuma yönelik vergi oranlarının iki katına daha çıkarma kararının ardından ise, bugünkü Resmi Gazete’de yer yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile 22 ürüne yönelik ek vergi oranları artırıldı.

 

CHP Çiftlikköy İlçe Başkanı Nedim Güler; ‘Mızrak artık çuvala sığmıyor’

“MIZRAK ARTIK ÇUVALA SIĞMIYOR”

Son günlerde yerel basında AKP’li yöneticilerin açıklamalarını okudukça biz Çiftlikköylüler şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleniyoruz. Yatıyorlar kalkıyorlar başta Yalova Belediyesi olmak üzere CHP’li belediyelerin borçlarından bahsediyor, icraatlarının yetersizliğini ağzından düşürmüyorlar.

AKP’li yöneticiler, bu sözleri söyledikçe “Acaba hiç Çiftlikköy’de kendi belediyesinde ne olup ne bitiyor diye soruyor mu” diye düşünmeden edemiyor insan. AKP’li yöneticilere tavsiyemiz önce Çiftlikköy Belediyesi’nin halini öğrensinler ondan sonra Yalova Belediyesi’nin ve CHP’li diğer belediyelerin borçlarını ağızlarına alsınlar.

Çiftlikköy Belediyesi, 4 buçuk yıllık Ali Murat Silpagar döneminde borç batağına saplandı. 1987 yılından bu yana borç nedir bilmeyen Çiftlikköy halkı ilk kez “kredi, borç, arsa satışı” gibi kelimelerle tanıştı. Sayın Ali Murat Silpagar, kasasında nakit parası, sıfır borcu bulunan belediyeyi 4 buçuk senede 50 Milyon TL’nin üzerinde borçlu hale getirdi. Ayağını yorganına göre uzatmayı bilmeyen, hesapsız kitapsız harcamaları alışkanlık haline getiren bir belediye yönetimiyle karşı karşıyayız. AKP’li meclis üyeleri bile kesin borç rakamını bilmiyor.

Meclisin tek gündemi borçlanma

Meclise her ay yeni bir borçlanma yetkisi geliyor. İller Bankası’na hali hazırda milyonlarca borcu olan belediye yeniden kredi için İller Bankası’na gidiyor. İller Bankası bile Çiftlikköy Belediyesi’ne artık kapıyı gösteriyor. İş yapan müteahhidine para veremeyen belediye, apar topar olağanüstü meclis düzenleyip özel bankadan yüksek faizle borç alıyor. Borç harç sürdürülmeye çalışılan asfalt çalışmaları bu yüzden sürekli kesintiye uğruyor. Ak Partili meclis üyeleri bile sürekli borçlanılmasından şikayet ediyor, “Yeter, artık borçlanmayalım” dediklerini tüm Çiftlikköy biliyor.

Bütçe bile denkleşmiyor

2016 kesinleşen bütçesinde 20 Milyon, 2017 kesinleşen bütçesinde 31 Milyon TL açık var. Bütçe bile denkleşmiyor, mızrak artık çuvala sığmıyor. Üzerine iki yıl içerisinde değeri 30 Milyonu aşan satılmış onlarca arsa var. Belediye şirketinin halini ise kimse bilmiyor. Çalışanlarına maaş ödeyemediği dillerden dillere dolaşıyor. Asfalt çalışmaları duruyor; borçlanmalar, arsa satışları tam gaz devam ediyor.

Önce Çiftlikköy’e baksınlar

Tüm görev süresi boyunca hiçbir sorumuza yanıt veremeyen Belediye Başkanı Sayın Ali Murat Silpagar, bu açıklamamız üzerine yine belediye basın bürosunda yazdırdığı metinleri Ak Partili yöneticilere söylettirmesin. Yalova’daki AK Parti yöneticilerine tavsiyemiz kendilerinin borçla bıraktığı, geçmişten bu yana borç sarmalında bulunan, 150 bin kişiye hizmet veren Yalova Belediyesi ya da hacizlerle boğuşurken bugün düze çıkmayı başaran Çınarcık Belediyesi gibi CHP’li belediyelerle değil sıfır borçtan bugünlere gelen Çiftlikköy Belediyesi’ne bir baksınlar. Borçsuz, harçsız bir belediye nasıl batırılır görsünler…

Başkan Silpagar’dan esnaf ziyareti

‘Esnafımıza büyük görev düşüyor’

Çiftlikköy Belediye Başkanı Ali Murat Silpagar, Sahil Mahallesi esnafını ziyaret etti. Başkan Silpagar gencinden, yaşlısına herkesle bir araya gelen ikili, esnafa hayırlı ve bol kazançlar dileğinde bulundu.

Yerel yönetim anlayışının temelinde ortak akıl olgusunun önemine de değinen Çiftlikköy Belediye Başkanı Ali Murat Silpagar, “Güçlü Çiftlikköy’ün yolu güçlü ekonomiden geçiyor. Bu hedefi gerçekleştirmek için esnafımızın yanında yer alıyor, esnafımıza her zaman destek oluyoruz” dedi.

Sahil Mahallesi esnafını ziyaret eden Başkan Silpagar’a Belediye Başkan Yardımcısı Abdurrahim Solmaz, AK Parti İlçe Başkanı Feridun Ünlü, Belediye Meclis Üyeleri Recep Meydan ve Harun Çetintürk’de eşlik etti. Esnaf ziyaretlerinde yaptığı ve yapacağı hizmetleri anlatan Silpagar, hizmetler konusunda taleplerle birlikte vatandaşların sorularını cevaplıyor. Halk için hizmet için var olduklarını belirten Başkan Silpagar, ”Çiftlikköy ilçemizde rutin olarak esnaf ziyaretlerimiz oluyor. Bu fırsatları değerlendirerek vatandaşlarımızla sohbet etme imkanını yakalıyor talep ve sorunlarını da dinliyoruz. Yaptığımız ve yapacağımız hakkında bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Bizler yaptığımız her hizmeti vatandaşımızın ihtiyaçları doğrultusunda yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz. Bizler vatandaşlarımıza verdiğimiz sözleri tutuyoruz” dedi.

İlçedeki hareketliliğin ve ticaret hacminin artması için esnafa da büyük görev düştüğüne vurgu yapan Başkan Silpagar, hizmet ve ürün kalitesinin, müşteri memnuniyetinin ve sürekliliğin ön planda tutulduğu anlayışla istenilen noktalara gelinebileceğinin altını çizdi.

Uyku Apnesi tehlikeli mi?

UYKU APNESİ (AŞIRI HORLAMADA UYKUDA SOLUNUM DURMASI)

Özel Yalova Hastanesi, Nöroloji Uzmanı Dr. Fatma Kansız, aşırı horlamanın uykuda solunum durmasına sebep olduğunu, bunun uyku apnesi olarak tanımlandığını belirtti. Tedavisi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Uyku apnesi, horlama ve uykuda solunum durması olarak tanımlanıyor. İnsan ömrünün ortalama üçte birini oluşturan uyku, sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor. Kalitesiz uyku gündüz sürekli uyur halde dolaşma, konsantrasyon eksikliği gibi şikayetlere yol açarken; yüksek tansiyon, kalpte ritim bozuklukları, felç veya ani gece ölümlerine neden olabilen uyku apnesine de neden olabiliyor.

Uyku Apnesi Nedir?

Uyku apnesi, horlamanın neden olduğu en önemli hastalıklardan biridir ve uykuda solunumun durması olarak ifade edilebilir. Uyku esnasında nefesin durması ve yüzeysel hale gelmesi anlamına gelen uyku apnesi gece boyunca defalarca tekrarlayabilir. Uyku apnesi sırasında, üst solunum yolunun açık kalmasını sağlayan kaslarda gevşeme olur. Dil kökü veya yumuşak damağın veya aşırı büyümüş bademciklerin hava yolunu tıkaması sonucunda en az 10 saniye nefes alamamak uyku apnesi olarak adlandırılır.

Uyku apnesi sırasında solunum çabası sürse de, bir süre sonra daha da artan bu çaba beyni uyarır ve hava yolu açılır. Solunumu durana kadar horlayan kişi, gürültülü bir homurdanma ile yeniden nefes almaya ve horlamaya devam eder.

Gerekli önlemler alınmadığında uyku apnesinin dikkatsizliğe yol açarak trafik kazası riskini 7-8 kat arttırdığı ve iş kazalarına neden olduğu biliniyor. Uyku apnesinin görülme sıklığı %1-4 olsa da, diyabet hastalığının %3, astım sıklığının yaklaşık %5 olduğu düşünülürse ne kadar önemli bir sorun olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Uyku Apnesi Nedenleri

Uyku apnesinin nedeni, boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesidir. Üst solunum yolundaki darlıklar

çocukluktan itibaren, solunum yolunun yıpranmasına sebep olabilir ve bu da uyku apne sendromuna neden olabilir. Fazla kilolu olmak, büyük bademciklere ve geniz etine sahip olmak da uyku apnesi nedenleri arasında gösterilebilir. Uyku apnesi sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülebilir.

Uyku apne sendromu olan kişide horlama, 3-4 kat daha fazla, çok kaba ve gürültülü şekilde gerçekleşir. Horlamanın yanı sıra nefes darlığı, sık sık iç çekme, el kol hareketleriyle çırpınarak uyanmaya çalışma, sık ve uzun süreli solunum durmaları, sabah yorgun uyanmak da uyku apne sendromu yaşayan kişilerde görülür. Uyku apnesinin tam nedeni sayılmasa da, uyku apne sendromlu hastaların %30-50’sinde hipertansiyon görülmektedir.

Uyku Apnesi Belirtileri

Uyku apnesinin belirtilerinden en önemlisi uykuda solunumun durmasıdır. Diğer uyku apnesi belirtileri ise şöyle sıralanabilir:

* Uykuda sırasında huzursuzluk

* Horlama

* Sık sık idrara kalkma

* Terleme

* Ağız kuruluğu

* Reflü

* Tanıklı olarak solunum durmaları

Ayrıca baş ağrısı, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, depresyon, sabah dinç uyanamama ve aşırı derecede uykulu olmak ve yorgunluk hali ise uyku apnesinin gündüz gözlenebilen belirtileri arasındadır.

Uyku apnesi belirtilerinin görüldüğü kişiler gün içerisinde birçok ciddi tablo ile karşılaşılabilmektedir. Uykuda ani ölüm, inme, kalp krizi ve kalp yetmezliği, eğer hasta obez ise kilo vermede zorluk, akciğer hastalarında solunum yetmezliği, cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık, kontrol altına alınamayan diyabet bu olumsuzluklara örnek olarak gösterilebilir. Bunun yanı sıra, uyku apnesi kişide gündüz sürekli yorgunluk ve konsantrasyon eksikliğine neden olacağı için trafik ve iş kazalarına da neden olabilmektedir.

Uyku Apnesi Testi

Uyku apnesi testi, hastalığın tespiti ve tedavisi sürecinde en önemli aşamadır. “Polisomnografi” denilen uyku apnesi testi tüm gece boyunca beyin aktivitesinin ve solunumsal olayların kaydedildiği bir testtir.

Uyku apnesi testi olan Polisomnografi, uyku sırasında beyin dalgaları, göz hareketleri, ağız ve burundan hava akımı, horlama, kalp

hızı, bacak hareketleri ve oksijen seviyelerinin ölçümü esasına dayanır. Uyku apnesi testini yaptırabilmek için hastaların bir gece uyku odasında kalmaları gerekir. Test sırasında sırasında vücudun çeşitli noktalarına bağlanan kablolarla alınan sinyaller odanın dışındaki bilgisayara aktarılır. Sabaha kadar alınan bu kayıtların incelenmesiyle, uyku süresince solunumun kaç defa durduğu, ne kadar süre ile durduğu, durduğunda oksijen değerlerinin ve kalp hızının nasıl etkilendiği ve derin uykuya dalınıp dalınmadığı gibi birçok parametreye bakılabilir.

Uyku Apnesi Nasıl Önlenir?

Uyku apnesi, alınacak basit önemler sayesinde önlenebilir. Hastalık için değiştirilebilir risk faktörlerinden en önemlisi obezitedir. Uyku apnesi kilo verilerek %50 oranında azaltılabilir. Ayrıca, alkol ve uyku ilaçlarından kaçınmak, sigarayı bırakmak ve sırt üstü yatmamak da rahatsızlığı azaltır. Horlamayı azaltan ve burun açıklığını sağlayan spreyler veya elastik bantlar uyku apnesi tedavisi için yeterli olmaz.

Uyku Apnesi Tedavisi

Uyku apnesi tedavisinde ilk yapılması gereken obezite söz konusu ise bu durumun aşılmasıdır. Eğer üst solunum yollarında belirgin anatomik darlıklar var ise hastanın Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından cerrahi girişim yönünden değerlendirilmesi gerekir.

İleri derecede uyku apnesi tedavisinde ise pozitif hava basıncı (CPAP) tedavisi uygulanmalıdır. Tedavi etkisine ve hastanın tercihine göre otomatik ayarlarda düzenleme yapılarak ya da sabit basınçlı cihaza geçilerek hasta takibe alınmalıdır. CPAP cihazı kullanmakta güçlük çeken ya da hafif derece vakalarda ağız içi aparey ile alt çene öne alınarak dilin geriye düşüp üst solunum yolunu tıkaması önlenebilir.

Uyku apnesinin özgün tedavisi, hava yolunu devamlı açık tutacak şekilde basınçlı hava veren cihazların kullanımıyla sağlanmaktadır. PAP (pozitif havayolu basıncı) cihazları üst hava yollarının uyku sırasında açık kalmasını sağlayarak uyku apnesini önlemektedir. Gece boyunca yüze sıkıca oturan silikon bir maskeyle basınçlı hava veren bu cihazlar, başlangıçta hasta için rahatsız edici görünebilmektedir. Buna rağmen, sabah dinlenmiş ve uykusunu almış olarak uyanan hastalar cihazı kolaylıkla kabul etmektedir. Hastaya hangi cihazın uygun olduğunu tespit etmek ve apnelerin yok olduğu veya minimum sayıya indiğini görmek için ikinci bir gecenin uyku laboratuvarında geçirilmesi gerekmektedir. Cihazla uyku apnesi tedavisinin ardından uyku apnesi sorunundan kurtulan kişilerin yaşam kaliteleri yeniden yükselmektedir.

Tunus’lu hastanın eşi poliklinik bastı..

Sağlık çalışanlarına şiddet ve memurlara ‘benim vergimle geçiniyorsun’ tacizlerinin bitmediği ülkemizde, şimdide yabancı hastalar ayaklandı.

İddiaya göre; 02.08.2018 tarihinde endoskopi olmak için Yalova Devlet Hastanesi’ne başvuruda bulunan Tunuslu A.A. (26), veri giriş personelini ingilizce bilmediği gerekçesiyle aşağıladı. 5 dil konuştuğunu ve evrensel bir dil olan ingilizceyi herkesin konuşması gerektiğini söyleyen bayan hasta; veri giriş personelini küçümseyerek önce başhekimliğe, sonra da  eşine şikayet etti. Endoskopi işleminin randevulu yapıldığını bilmeyen bayan hastanın eşi eşi D.Ç. mesai bitiminde poliklinik basarak terör estirdi. ‘Yabancı hastalarının muayene ücretleriyle maaş alıyorsunuz, eşim sizin yüzünüzden bugün endoskopi olamadı’ diyerek veri giriş personellerinin üzerine yürüyen koca, Bimer ve Cimere de şikayet başvuruları yaparak hak aradı. İddiaya göre veri giriş personeli V.K. (33); ”Hastanemizde zaten yabancı hastalar için tercüman bulunmakta. Sıkıştığımız durumlarda onunla koordineli çalışıyoruz. Ama Tunuslu hasta, resmen ingilizce bilmediğim için beni aşağıladı ve küçümsedi. Eşinin polikliniği basmasından sonra günlerce güvenlik eşliğinde çalıştım. O gün endoskopi yapılamamasının sebebi ise; benimle yaşadığı münakaşa değil, endoskopi işleminin randevulu olarak yapılmasıdır” şeklinde açıklamada bulundu. Sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanların gereken cezayı aldığı, ‘benim vergimle geçiniyorsun’ tacizlerinin son bulduğu, Bimer’e asılsız şikayetlerle devlet kurumlarının oyalanmadığı günler istiyoruz.

Özsümer, Belediyenin borcu 4 milyon 444 bin TL

YASKİ Başkanı Ahmet Özsümer, arıtma tesislerinde gazetecilerle bir araya geldi ve 4 yıllık değerlendirmede bulundu. Yalova Belediyesi’nin YASKİ’ye güncel borcunun 4 milyon 444 bin TL olduğunu söyleyen Özsümer, Çiftlikköy Belediyesi, Taşköprü Belediyesi, Termal Belediyesi ve Kadıköy Belediyesi’nin ise borcunun bulunmadığını belirtti. Elektrik borçları nedeniyle sıkıntı çektiklerini belirten Özsümer, “2014 ile 2018 yılları arasında personel giderlerimiz 9 milyon 35 bin TL, elektrik giderlerimiz de 6 milyon 761 bin TL. Yani toplam giderimiz 15 milyon 797 bin TL. Üye olan 5 belediyeden ise katılım payı olarak 2014-2018 yılları arasında 16 milyon 358 bin TL toplanmış. Yani biz sadece 16 milyona yakın parayı personele ve enerjiye vermişiz. Bunun içinde yakıt, bakım ve onarım giderleri yok. Yalova Belediyesi para ödüyor diyorlar. Evet, doğru; ödeme yapıldı ancak güncel borcu 4 milyon 444 bin TL şu an. Bir de personel alındı falan deniyor. 2014’te 35 personel çalışıyormuş, bugün çalışan personel sayımız 36. Konuşurken insanın önce defterlerine, geçmişe bakması lazım. Biz resmi rakamlarla konuşuyoruz” ifadelerine yer verdi.

‘2016 YILINDAN BERİ BAS BAS BAĞIRIYORUZ’

“Tüm bunları anlayışla karşılıyoruz. Onlar siyaset yapıyor, biz siyaset yapıyoruz. Siyaseten ellerinden geldiğince zor durumda bırakmak için ne geliyorsa yapıyorlar” diyen Özsümer,  şöyle devam etti: “Bu çok da önemli değil ama insanın ağrına giden bir taraf var. Biz burada bir mücadele veriyoruz. Çıkıp, ‘3 yıldır sesi çıkmıyordu, seçimler yaklaşıyor, herhalde aday olmayı düşünüyor’ diyorlar. Yalova Belediyesi ile ilk yazışma tarihimiz 13 Mart 2015. Diyorlar ya 3 yıldır güzel geçiniyorlardı. Biz ilk yazışmayı 2015’te yaptık. İçişleri Bakanlığı ile Valiliğe gönderdiğimiz yazılar ise 27 adet. 2016 yılından beri bas bas bağırıyoruz. Bu tesis duracak. Bu tesisin elektrikleri kesilecek diye. Düzenli ödeme yapılmıyor demişiz. O tarihten bugüne kadar böyle gelmiş. Çevre Kanunu var. Yalova’da bu kanun uygulanmıyor. 4 yıldır kanunu uygulamıyorlar. Halk sağlığını tehdit edecek dedim. 40 milyon dolarlık, Türkiye’nin sayılı tesislerinden birisi diyoruz, durma noktasına gelecek diyoruz. Herkes kulağının üstüne yattı bugüne kadar. Peki niye? Ben burada görev yaptığım için diye düşünüyorum. Benim 7 ay sonra görevim bitiyor. Yine bir basiretsizlik var. Şartlı meclis kararı var. Valiliğe verilen taahhüt vardı. Maalesef Yalova’da bugüne kadar bu karar da uygulatılamadı.”

‘4 YILDIR UZATMALARI OYNUYORUZ’

4 yıldır bu sıkıntının var olduğunu söyleyen Özsümer, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Basında yer aldı. Valilik duruma el koydu. Ben de çıkıp açıklama yapmıştım. ‘Sorun ortadan kalktı’ dendi. ‘Sorun kalkmadı, devam ediyor’ demiştim. Vali, 1 aylık bir uzatma yaptı. Daha sonra AK Parti Yalova İl Başkanı çıktı, açıklama yaptı. ‘Devreye girdik, bakanlık düzeyinde görüştük’ denildi. Görüşülen şey belli. Yine 1 ay uzatıldı. Biz 4 yılı tamamladık. 4 yıldır biz bu uzatmaları hep oynadık. Dağıtım şirketi, özel sektör. Onlar bizim için iyi niyetli ve bizi idare ettiler. Patronlarını zaten ben defalarca arattırdım. Araya birilerini koyduk. Bir sürü insana arattırdık. Defalarca erteleye erteleye bugüne geldik. Peki, 1 ay sonra ne olacak? Gerçekten herkese sitem ediyorum ve gerçekten doluyum. Çevre Kanunu’nu uygulatın diyorum. Yalova Belediyesi’ne artık kızmıyorum ben. Onlar zaten siyasetini yapacak ama buna neden izin veriliyor, neden kulak tıkanıyor? Bir lafı ile Valilik inceleme başlatabiliyor. Ben 4 yıldır bas bas bağırıyorum. Valilik, Yalova Belediyesi’ne soru soruyor, ‘Ne kadar borcunuz var?’ diyor. Onlar da ‘öncelikli olarak ödemelerimizi yapıyoruz, peyder pey ödeme yapıyoruz’ diyor. Ben soruyorum, 2017 yılından Yalova Belediyesi’nin afişçiye, pankartçıya yemekçiye borcu var mı? Ama YASKİ’ye var. Bu sorulmuyor. Meclis kararı alındı, uygulanmıyor. O da sorulmuyor. Herkes iyi niyetli ama sorunun çözümü bu değil. Sorunun çözümü, bu kanunun uygulatılması. Başka çaresi yok. Konunun özetini çıkartıp, İçişleri Bakanı’na sundum. Uygulanmayan meclis kararıyla ilgili çalışma yapılıyor ama bu bile bir süreç. Burası ise 7 gün 24 saat çalışan bir kurum. Burada çalışan arkadaşlarımızın gecesi-gündüzü yok. Yazık günah. Bu tesisin bunu yaşamaması lazım. Kanunların uygulanması lazım. Kulağını tıkayanlar, gözlerini kapayanlar var. Benim derdim, birilerinin bu konuda yargılanması, ceza alması falan değil. Bizim derdimiz, üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Bu tesis kendi ayakları üzerinde kalsın istiyoruz. Umursamazlık var. Ödemeyi önceliğe alırlarsa bu sıkıntı giderilir. İl Başkanımız devreye girmiş, 1 ay daha süre vermişler. Bir ay sonra değişen bir şey olmayacak. 1 ay sonra ne olacağı muamma. Muhtemelen elektrik de kesilebilir. Arattıralım, ertelettirelim derdinde herkes. Parayı ödettirelim, borç kapansın diyen yok. Öte yandan geçenlerde bazı bölgelerde taşmalar oldu. Amfi tiyatro kısmı ile Dereağzı bölgesinde 3 pompadan 1’e düştük. Bakım yapmak durumundaydık. 1 gün içinde taşmalar oldu. Düşünün bu daha ilkbahardaydı. Bu sıcakta bu havalarda o bakım olsaydı burada durulamazdı. Bu tesisin durması demek, 1 hafta içerisinde bütün bacalar taşar. Allah korusun, ciddi anlamda halk sağlığını tehdit eden bir durum söz konusu olur.”