Yeni göç dalgası ..31 bin sivil kapıda..

İdlib’den Türkiye sınırı yakınına 31 bin sivil daha göç etti
İdlib’de Rusya, Beşşar Esad rejimi ve İran destekli grupların saldırıları nedeniyle, Türkiye sınırına son dört günde 31 bin sivil daha göç etti. Geçen kasım ayı başından bu yana yerinden edilenlerin sayısı 359 bini geçti.

Rusya, Esad rejimi ve İran destekli terörist grupların, saldırılarına devam etmesiyle İdlib’in Maarratinüman ilçesi ile civar köylerinde yaşayan ailelerin, Türkiye sınır hattına yakın bölgelere kaçışları sürüyor.

Geçen yılın kasım ayı başından bu yana rejim ve Rusya’nın saldırılarından Suriye-Türkiye sınır hattı yakınındaki bölgelere kaçanların sayısı, 359 bin 471’e bine ulaştı.

Saldırıların yeniden şiddetlenmesi halinde İdlib’in güneyindeki Cebel ez-Zeviye bölgesinde de göçlerin başlamasından, böylece 250 bin sivilin daha yerinden edilmesinden endişe ediliyor.

İdlib’deki kampların dolması, yeni çadır kurulacak alan ile altyapının bulunmaması ve yardımların azalması nedeniyle binlerce sivil sığınacak yer bulmakta güçlük çekiyor.

Saldırılardan kaçarak evsiz kalan binlerce aile, yardım bekliyor.

ASTANA ANLAŞMALARI VE SOÇİ MUTABAKATINA UYMADILAR

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib ili neredeyse iç savaşın başından bu yana muhaliflerin ve rejim karşıtı silahlı grupların kalesi niteliğinde bulunuyor. İç göçle, nüfusu 4 milyona ulaşan İdlib’in merkezi, 2015’te muhaliflerin kontrolüne geçti. İdlib, rejimin en yoğun hedef aldığı bölgelerin başında geliyor.

Türkiye, Rusya ve İran’ın katıldığı, 4-5 Mayıs 2017’deki Astana toplantısında, İdlib ili ve komşu illerin (Lazkiye, Hama ve Halep vilayetleri) bazı bölgeleri, Humus ilinin kuzeyi, başkent Şam’daki Doğu Guta ile ülkenin güney bölgeleri (Dera ve Kuneytra vilayetleri) olmak üzere 4 gerginliği azaltma bölgesi oluşturuldu.

Ancak rejim ve İran destekli teröristler, ateşkes ilan edilerek durumun muhafaza edilmesinin kararlaştırıldığı 4 bölgeden İdlib hariç kalanları, Rusya’nın hava desteği sayesinde ele geçirdi. Saldırılardan kaçan yüz binlerce sivil, kuzeyde Türkiye sınırına yakın kesimlere göç etti.

Rusya’nın, Türkiye’yle 17 Eylül 2018’de vardığı Soçi mutabakatından bir süre sonra da saldırılar devam etti. İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ni hedef alan Rusya, rejim ve İran destekli teröristler, yalnızca 2019 başından bu yana Türkiye sınırı yakınlarına, yaklaşık 1 milyon 300 bin sivilin göç etmesine sebep oldu. Bombardımanlarda bin 600’den fazla sivil, can verdi.

Aksa Akrilik ilk 50 de..

Aksa Akrilik BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde

Kurulduğu günden bu yana tüm faaliyetlerini kaynakların verimli kullanımı ve çevreye saygılı olma ilkesiyle hayata geçiren Aksa Akrilik, 50 şirketin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’ne ikinci kez dahil oldu. Orta ve uzun vadeli stratejisini dünyadaki trendler ve sürdürülebilir büyüme ilkeleri çerçevesinde oluşturan Aksa Akrilik, bu endeksle birlikte küresel ısınmadan sağlığa, istihdamdan, su kaynaklarına kadar Türkiye ve dünya için önemli olan sürdürülebilirliğe ilişkin konulara nasıl yaklaştığını ortaya koyacak.

Dünyanın en büyük akrilik elyaf üreticisi Aksa Akrilik, Borsa İstanbul’da işlem gören ve kurumsal sürdürülebilirlik performansları üst seviyede olan şirketlerin dahil edildiği BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yerini aldı.

Yarım asırlık tecrübesiyle ikinci kez BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alan Aksa Akrilik; çevre, insan hakları, yönetişim, paydaş ilişkileri ana kriterlerine göre değerlendirmeye tabi tutulan 56 başarılı şirket arasında yer aldı.

Aksa Akrilik Genel Müdürü Cengiz Taş, sürdürülebilirlik yaklaşımları doğrultusunda ürettikleri ürünlerle büyük bir coğrafyaya hitap ettiklerini ve bu doğrultuda geniş sosyal, çevresel ve ekonomik etki alanları oluşturduklarını kaydederek, “Kurumsal birikim ve sektör tecrübemizle Türkiye ve dünya için örnek oluşturan sürdürülebilirlik uygulamalarını hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu anlamda listedeki yerimizi sağlamlaştırarak daha üst sıralarda yer alabilmek adına dijital dönüşüm, iklim değişikliği, istihdam ve insan sağlığına önem veren üretim konularında çalışmalarımızı her geçen gün daha ileriye taşımayı hedefliyoruz” dedi.

2014 yılı Kasım ayından itibaren fiyat – getiri oranlarına bakılarak hesaplanan ve Borsa İstanbul’da işlem gören şirketler arasında sürdürülebilirlik konusundaki anlayış, bilgi ve uygulamaların artırılması amacıyla oluşturulmuş olan BİST Sürdürülebilirlik Endeksi, aynı zamanda borsada işlem gören ve kurumsal sürdürülebilirlik performansı üst seviyede olan şirketlerin bir arada olduğu endeks olma özelliği taşıyor.

Yeni yılda uçuşta telefonlarını kapatmayan ve sigara içenlere kesilen ceza artacak

Uçuşlarda sigara içenler ve telefonlarını kapatmayanlar, yolcularla tartışanlar, uçaklara lazer tutanlar ile havalimanında aranmaya engel olanlar da dahil kurallara uymayanlara kesilen idari para cezaları yeni yılda artacak. Yeniden değerleme oranının 2020 yılı için yüzde 22,58 olarak kesinleşmesi ile beraber cezalar gelecek yıl uçakta sigara içenler ve telefonunu kapatmayanlarda 2 bin 603 TL, uçaklara lazer tutanlarda ise 17 bin 161 TL’ye yükselecek. Güvenlik kontrol noktalarında uyarılmasına rağmen aranmaya engel olanlara da verilen 2 bin 832 TL’lik idari para cezası 3 bin 471 TL’ye çıkacak.

Uçuş güvenliğini tehlikeye düşüren kural dışı yolculara kesilen idari para cezaları gelecek yıl artıyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) idari para cezalarını yeniden değerleme oranlarına göre düzenleniyor. SHGM bu yıl bir önceki yıla göre cezalarda yüzde 23,73 artış uygulamıştı. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yer alan tebliğ uyarınca yeniden değerleme oranı gelecek yıl yüzde 22.58 olarak belirlendi. Yeniden değerleme oranının yasada öngörülen rakam olan yüzde 22,58 olarak kesinleşmesi ile beraber uçuşlarda kurallara uymayan yolculara kesilen idari para cezaları da bu oranda artacak. Daha önce yapılan bir araştırmaya göre 3 yıl içinde 13 yolcu gecikmeden, 49 yolcu aşırı alkolden, 17 yolcu koltuğunu beğenmediği için 382 yolcu ise uçak tuvaletinde sigara içtiği için olaya sebebiyet vererek, yolcular hakkında kuraldışı raporu tutuldu. Yeniden değerleme oranın gelecek yıl yüzde 22,58 olarak kesinleşmesiyle beraber cezalar gelecek yıl şöyle artacak:

-Uçuş güvenliğini riske edecek şekilde hava araçlarına lazer tutan, uçak haberleşmesine müdahale eden veya benzer ihlallerde bulunanlara verilen 14 bin 163 TL’lik idari para cezası 17 bin 161 TL’ye yükselecek.

-Uçak içerisinde duman çıkartan cihaz ve mamulleri kullananlara verilen 2 bin 124 TL’lik idari para cezası 2 bin 603 TL’ye yükselecek.

– Uyarılara rağmen taşınabilir elektronik cihazları çalıştırmaya devam eden, uyarılmasına rağmen yerine oturmayan, emniyet kemerini bağlamayan, baş üstü dolabını kapatmayan, başka yolcularla ve kabin ekibiyle tartışmaya devam eden, kabin ekibinin görev yapmasını güç kullanarak engel olan, kabin ekibinin görev yapmasını güç kullanarak engel olan, kabin ekibine ve yolculara hakaret eden, sözle tacizde bulunmaya devam eden, kabin ekibinin verdiği talimatları yerine getirmeyenlere verilen 2 bin 124 TL’lik idari para cezası 2 bin 603 TL’ye yükselecek

-İzinsiz lazer ve/veya hava fişek gösterisi gerçekleştirenlere verilen 2 bin 124 TL olan idari para cezası 2 bin 603 TL’ye yükselecek.

-Güvenlik kontrol noktalarında uyarılmasına rağmen taranmaya, elle aranmaya mukavemet gösterilmesi, güvenlik personelinin işini yapmasına engel olunmasında verilen 2 bin 832 TL’lik idari para cezası 3 bin 471 TL’ye yükselecek.

CEZALAR NASIL KESİLİYOR

SHGM tarafından verilen idari para cezalarına göre kural tanımaz yolcu yönetmelikte belirlenen ihlallerden birini uyarıya rağmen sürdürmeye devam etmesi halinde ihlale ait tutanak, uçağın kaptanı ile uçağın iki kabin memuru olmak üzere üç kişinin tutacağı bir tutanak ile tespit ediliyor. Tutanakta ilgili kişinin adı soyadı, Türk vatandaşı ise kimlik numarası, tespit edilebiliyor ise adres bilgileri yer alıyor. Yabancı uyruklu yolcuların ise adı, soyadı ve pasaport numarası ile tespit edilebiliyor ise adres bilgileri yer alıyor. İdari para cezalarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde idari yaptırım kararlarına itiraz edilebiliyor.Bunun için sulh ceza mahkemesine başvurulabiliyor. Bu süre içerisinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari para cezaları kesinleşiyor. İdari para cezası, idari yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir ay içinde SHGM’ye ödenmesi gerekiyor. Kesinleşen idari para cezalarının ödeme süresi içinde ödenmemesi halinde para cezaları ilgili vergi dairesince takip ve tahsil ediliyor. İdari para cezası ile ilgili kanun yoluna başvurmadan önce ödeyen kişiden cezanın dörte üçü tahsil ediliyor. Peşin ödemede, kişinin karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemiyor.

VERGİ DAİRELERİ CEZAYI TAKSİTLENDİREBİLİYOR

İdari para cezası alanın ekonomik durumunun müsait olmaması halinde idari para cezasının ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir ay içersinde vergi dairesine müracaat edilmesi halinde, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenebileceğine ilgili vergi dairesince karar veriliyor. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde idari para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil ediliyor.

Mesut Özil’e Çin sansürü

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde (Doğu Türkistan) Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerine tepki gösteren Arsenal’in Türk asıllı Alman futbolcusu Mesut Özil’in, PES oyunlarının Çin sürümlerinden çıkarılacağı belirtildi.

İngiltere’de yayımlanan Independent gazetesinin haberine göre, PES’in Çin haklarını elinde bulunduran NetEase şirketi alınan karara ilişkin açıklama yaptı.

Mesut Özil’in PES 2020 Mobile dahil 3 oyundan çıkarılacağı kaydedilen açıklamada, “Alman oyuncu Özil, Çin hakkında sosyal medyada ölçüsüz bir açıklama yaptı. Açıklama, Çinli hayranlarının duygularını incitti ve sporun sevgi ve barış ruhuna zarar verdi. Bunu anlamıyor, kabul etmiyor ve affetmiyoruz.” denildi.

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Arsenal forması giyen Özil, Çin’in Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine ve buna sessiz kalan Müslüman dünyasına tepki göstermişti.

Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Özil, Batı medyasında Doğu Türkistan haberleri yapılırken, Müslüman dünyasının buna sessiz kaldığını belirtmişti.

Çin Merkez Televizyonu da (CCTV) Özil’in bu tepkisi karşısında Arsenal-Manchester City maçını yayından kaldırmıştı.

 

İşte kansere en dayanıklı kan grubu!

Kanserle ilgili araştırmalar genellikle kanserin tedavisi veya kanseri önleme yöntemleri ve çözümü odaklı yapılıyor. Bu araştırmalardan biri de İsveç’in Karolinska Enstitüsü’nden bilim insanları tarafından yapıldı.

Bilim insanların bu çalışmasında kişinin kan grubu ile kanser geliştirme olasılığı arasından bir bağlantı olduğu belirlendi. Hangi kan grubunun kansere karşı daha dirençli olduğunu, hangisinin kansere yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koyan araştırma, aynı zamanda hangi kan grubunun hangi kanser türüne yakalanma olasılığının olduğu sonucuna da ulaştı.

İsveç’in Karolinska Enstitüsü’nden bilim insanları tarafından yapılan yeni bir çalışma, 0 (Sıfır) kan gurubuna sahip bireylerin kansere karşı daha korunaklı olduğunu ortaya koydu. 35 yıl boyunca muayene edilen bir milyondan fazla insanın verileri değerlendirildi. Araştırmacılar, A kan grubuna sahip kişilerin mide kanserine yakalanma riskinin daha fazla olduğunu tespit etti.

Kan grubu B ve AB olanların ise pankreas kanseri olma ihtimalinin daha yüksek olduğu sonucuna varıldı. Bilim insanları ayrıca, kanserli tümörlerin oluşumuna genellikle alkol, sigara ve steroid olmayan iltihap ilaçların neden olduğunu ifade etti.

Marmara Denizi anlık inceleniyor..

İTÜ 17 AĞUSTOS’UN 20. YILINDA DÜNYA İLE ÇALIŞMALARINI PAYLAŞIYOR

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ziyadin Çakır, Fransa-Türkiye iş birliği ile TÜBİTAK tarafından da desteklenen proje kapsamında, hassas mesafe ölçen cihazlarla deniz tabanındaki hareketliliğin anlık olarak incelendiğini söyledi.

Prof. Dr. Çakır: “Tarihsel deprem kayıtlarına baktığımızda Marmara denizinde oldukça fazla deprem meydana geldiği görülmektedir ki bu da fayın parçalı yapısından kaynaklandığının bir göstergesidir.Bu nedenlerden dolayı beklenen depremin 7.3 büyüklüğünü aşacağını düşünmüyorum”

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren 7.4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 20 yıl geçti. Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve tüm Marmara’yı sarsan, İzmir ve Ankara’yı da etkileyen depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken 48 bin 901 kişi de yaralandı. Resmi verilere göre yüz binlerce konut ve iş yerinde hasar oluştu. İTÜ, Jeoloji ve Jeofizik Mühendisliği Bölümleri ile Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nde deprem konusuna çok sayıda araştırma yaparak ülkemize ve dünyaya önemli katkılarda bulunuyor. Marmara denizi ve etrafında Kuzey Anadolu fayı üzerine ulusal ve uluslararası birçok projede hem yürütücü hem de araştırmacı olarak çalışan İTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı, Prof. Dr. Ziyadin Çakır, 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden geçen 20 yılın ardından depremle ilgili çalışmaların son durumuyla ilgili açıklamada bulundu.Marmara Depremi’nin ardından, Marmara Denizi ve çevresindeki fay hareketliliğinin incelenmesinde İTÜ’nün başı çektiğini dile getiren Prof. Dr. Çakır, her geçen gün fay üzerindeki gerilimin arttığını ifade etti. Prof. Dr. Çakır, “Fayın iki tarafında yer alan Avrasya ve Anadolu levhaları manto üzerinde kesintisiz olarak birbirine zıt yönde kayıp gitmekte ve fay üzerine gerilimi arttırmaktadır. Bu nedenle zaman geçtikçe oluşacak depremin büyüklüğü de nispeten artmaktadır.” dedi.

Depremin her an olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Çakır, depremlerin zamanın bilimin ve teknolojisinin günümüzdeki geldiği nokta itibariyle güvenilir olarak bilimsel yöntemler kullanılarak tespit etmenin mümkün olmadığını kaydetti.

DEPREMİN 7.3 TEN BÜYÜK OLMASI BEKLENMİYOR

Kuzey Anadolu fayının Marmara Denizi içinde çoklu fay parçalarına ayrıldığını ve bu parçaların bazılarının depremlerin ilerlemesine engel olabilecek özellikte olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr Ziyadin Çakır, bu nedenle beklenen Marmara depreminde bu parçaların hepsinin birden tek deprem olarak kırılmasının düşük olasılıkta olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Çakır şöyle konuştu: “Tarihsel deprem kayıtlarına baktığımızda Marmara denizinde oldukça fazla deprem meydana geldiği görülmektedir ki bu da fayın parçalı yapısının bir göstergesidir.Bu nedenlerden dolayı beklenen depremin 7.3 büyüklüğünü aşacağını düşünmüyorum.”

FAYIN BİLİNMEYEN YAPILARI ORTAYA ÇIKARILDI

1999 depremlerinden hemen sonra Marmara Denizi’nin birçok yerli ve yabancı bilim insanının dikkatini çektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çakır, 1939 tarihinden itibaren batıya doğru göç eden depremler zincirinin bir sonraki merkezinin Marmara denizi içinde olacağına kesin gözüyle bakıldığını belirtti. Prof. Dr. Çakır sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu nedenle günümüze değin başta Fransız ve İtalyanların olmak üzere birçok araştırma gemisi Marmara denizine gelip çoğunlukla İTÜ’lü araştırmacılardan oluşan ekiplerle birlikte daha önceden hiç yapılmayan birçok araştırmayı gerçekleştirdi. Halen deniz tabanında, Japonların, Fransızların ve Almanların çeşitli cihazları bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarla fayın daha önce bilinmeyen birçok yapısı ortaya çıkartılmıştır. Kara alanlarındaki sismoloji ağları sıklaştırılmış ve deniz tabanından gelen verilerle depremlerin yerleri daha hassas olarak belirlenmeye başlamıştır.”

İTÜ’nün 1999 depremlerinden sonra Marmara Denizinde yapılan çalışmalarda hep başı çektiğini belirten Prof. Dr. Çakır sözlerini şu şekilde tamamladı: “İTÜ deprem çalışmalarına günümüzde de bu konuda yapılan ulusal ve uluslararası konferans ve çalışmalarla destek sağlamaktadır. Örneğin 1999 depremlerinin 20. yılı olması münasebetiyle 15-18 Ekim 2019 tarihlerinde İTÜ’de yapılacak olan uluslararası katılımlı bir toplantı yapılacaktır. Deprem çalışmalarında uzmanlığı ile tanınan birçok yabancı yerbilimci bu toplantıda buluşucak. Bu toplantıda, Marmara denizinde günümüze değin yapılan tüm çalışmalardan öğrendiklerimiz katılımcılara aktarılacak ve beklenen deprem ile ilgili önemli bulgular sunulacaktır.”

Aktif Tektonik Araştırma Grubu tarafından organize edilen konferansa yer bilimi alanında dünyaca ünlü akademisyenler Prof. John Dewey, Prof. Xavier Le Pichon ve Prof. Dan McKenzie konuk konuşmacı olarak katılacak.

Efsane oyuncu Ronaldo’nun göbekli hali olay oldu!

İspanya’nın Formentera Adası’nda tatil yapan bir dönemin efsane oyuncusu Ronaldo’nun göbekli hali objektiflere yansıdı.

FIFA tarafından üç kez dünyanın en iyi futbolcusu seçilen Ronaldo, futbolu bıraktıktan sonra tanınmaz hale geldi. Brezilya basınına futbola dönmek istediğini belirten 43 yaşındaki isim, “Futbolu çok seviyorum, benim için futboldan kopmak çok zor. Ancak geçirdiğim sakatlıklar nedeniyle çok acı çektim.” demişti.

Tatilini İspanya’nın Formentera Adası’nda geçiren Ronaldo’nun göbekli hali kameralara yansıdı. Sosyal medyada Brezilyalı efsanenin bu hali eleştirilirken futbolseverler Ronaldo’nun futbola dönmesinin zor olduğu konusunda birleşti

Gazze’de ABD Büyükelçiliği protestosu: 41 ölü

İsrail Kudüs’te ABD Büyükelçiliği’ni açmak için hazırlık yaparken, Gazze’de Filistinliler kararı protesto ediyor. İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 41 kişi hayatını kaybetti. Yaralı sayısı da bini geçmiş durumda.

Türkiye saati ile 16.00’da başlayacak olan açılış töreni öncesinde Gazze’de protestolar başladı.Gösterilerde İsrail güvenlik güçleri tarafından açılan ateşle yaralananların sayısı da bini geçmiş durumda.

“ACİL TIBBİ YARDIM” ÇAĞRISI

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, sınırda devam eden barışçıl gösterilere İsrail askerlerinin sert müdahalesi nedeniyle her dakika yaralı sayısının arttığı bölgedeki hastanelerde tıbbi malzeme konusunda ciddi eksiklikler yaşandığını belirterek “acil yardım” çağrısında bulundu.

İlker Başbuğ’dan Zeytin Dalı açıklaması

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Zeytin Dalı Harekatı’nın Kürt koridorunun Akdeniz’e uzanmasını engelleyeceğini söyledi.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’dan Afrin operasyonuna ilişkin bir açıklama geldi.
Başbuğ, “Afrin’de Kürt dağlarından atlıyorsunuz, Amanos’lara geliyorsunuz. Afrin’i PKK’dan temizlerseniz bu tehdidi yerinde etkisiz hale getirirsiniz. Önemli olan en azından kısa vadede, Kürt koridorunun Akdeniz’e kadar uzanması ihtimalini kırarsınız. Bu manevi, psikolojik bir darbe olur” diye konuştu.

“ZAYİATSIZ OLMAZ”
Afrin temizlenmediği takdirde Türkiye için hayati güvenlik sorunu oluşturacağını belirten Başbuğ, şunları kaydetti:
“PKK’nın yıllardır üs olarak kullandığı bölge. Afrin’e operasyon zor bir harekat. Çok daha zor. Coğrafya zor, ikincisi Afrin’de YPG ile ilk defa direk çatışmaya giriyorsunuz. Türk Silahlı Kuvvetleri bunu başarıyla yerine getirir. Komutanlar için bir askeri harekatta en önemli husus bu harekatın en az zayiatla yapılabilmesi. Ancak zayiatsız harekat olmaz.”

Birleşik Arap Emirlikleri Bakanı; Türkiye’ye karşı birleşin!

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Enver Gargaş, Twitter hesabında Türkiye’yi hedef aldı. Gargaş, “Arap dünyası Tahran ve Ankara tarafından yönetilmeyecektir” ifadesini kullandı. Fahrettin Paşa krizinin yaşandığı BAE’nin Dışişleri Bakanı, “Bölgedeki jeostratejik yarış Kahire ve Riyad merkezli güçlendirilmiş bir Arap birliğini gerekli kılıyor” ifadesini kullandı.

Hadsiz ve sivri çıkışlarıyla tanınan BAE Dışişleri Bakanı Enver Gargaş, Twitter hesabından Türkiye ve İran’ın bölgedeki faaliyetlerini hedef alan bir gönderi paylaştı. Gargaş, Türkiye ve İran’ın bölgedeki hakimiyetine karşı Suudi Arabistan ve Mısır’a birleşme çağrısında bulundu.

“Tahran ve Ankara tarafından yönetilmeyecek”

Gargaş, “Arap dünyası bir çıkmaza girdi ve çözüm çevredeki bölgesel hırslar karşısında işbirliğinde. Mezhepsel ve partizan yaklaşımı kabul edilebilir bir alternatif değildir. Arap dünyası Tahran ve Ankara tarafından yönetilmeyecektir.” diyerek korkusunun sebebini açıkca beyan etti.

The National haber sitesi, Gargaş’ın açıklamalarına neden olarak Ankara’nın Katar ile güçlü ilişkileri ve sonra dönemde Tahran ile Ankara arasından yakınlaşma olduğu yorumunda bulundu.