GEZELİM-GÖRELİM GÖLYAZI

0

Mutlaka görenler vardır, ben gitmemiş olanlara tavsiye ediyorum. Yalova´ya oldukça yakın bir yerde tarihle doğanın insanı büyülediği bir köy.

Bursa’dan İzmir’e doğru giderken Uluabat Gölünü görürsünüz. Yaklaşık 5 km sonra Gölyazı tabelası görülür. Aman kaçırmayın biraz zor okunan bir levha yapmışlar. Gölyazı yoluna girdiğinizde zeytin ağaçlarının arasından köye doğru yol almaya başlarsınız.
Burası balıkçılık ve tarımla geçinen bir köy. Yeni yapılmış binalardan çok, Rumlardan kalma taş binalar köye ayrı bir hava vermektedir. Hala kapıların önünde yağ tenekelerinde sardunyalar, evlerin avlularına istiflenmiş odunlar var. Evlerin göl kenarında olanları ayrı bir güzel. İçeride dolaşırken ekmek fırınına mutlaka uğrayın, hatta her zaman olmuyor ama rastlarsanız cevizli ekmeği kaçırmayın.
Meraklısı için köy meydanında mezat yolu ile balık satışı yapılıyor. Uluabat Gölünden tutulan balıkları canlı alabilmek mümkün. Açıkçası benim hayatımda ilk defa gördüğüm tatlı su balıkları var.
Bahar aylarında gitmek hem hava açısından, hem de göçmen kuşları yakından görebilmek açısından iyi bir tercih olabilir. Her çatının, her tarihi taşın üstünde bir leylek yuvası var. Göl kısmen kuş cenneti sayılıyor. Son gittiğimde bir sürü gri pelikan gördüm. Fotoğraf meraklıları için eşsiz görüntüler çıkıyor.
Köy meydanında Ağlayan Çınar diye anılan tarihi bir ağaç var. Görülmeye değer.
Bundan 15 sene kadar önceydi. İstanbul’da oturuyordum. O zaman doğalgaz hayatımıza yeni girmeye başladığı için evlerin çoğu hala sobalıydı. Benim de bir odun sobam vardı. Sobanın yanına kapaklı bir sepet koymuştuk içine günlük yakacakları dizmek için. Bir kış günü o zamanlar yaklaşık 2,5 yaşlarında olan bir misafir çocuğu bu sepetin kapağını açıp eline bir tane odun aldı. Bize döndü. “Annee bu odun mu?” diye sordu. Ben afalladım, soru tuhafıma gitti. Annesi normal bir şeymiş gibi “Evet oğlum bu odun, hadi koy onu yerine” dedi.
Şimdi Gölyazı’yı anlatırken “Nereden çıktı bu anı” demeyin. “Annee bu odun mu?” sorusu benim içimi yaralayan bir soru oldu. Çünkü bu çocuk inek gördüğünde “Anne bu inek mi?” tavuk gördüğünde “Anne bu tavuk mu?” diye de soracaktı. Şehirde yaşıyordu. Sonra fark ettim ki ben her Yalova´ya geldiğimde babamdan beni köylerde gezdirmesini isterdim. Favorilerim Kocadere ya da Teşvikiye’dir ama neresi olursa. Köye gelince arabanın camını açar “Ohh köy kokuyor, ne güzel” derdim. Köy kokuyor ne demek? Bildiğimiz tezek kokuyor işte. Ama şehirde hava kirliliğine, bir sürü pis kokuya maruz kalmış biri için ne demektir bilir misiniz? En pahalı parfümü getirseniz değişmem. Köyde falan büyümedim. Yalova’nın ortasında, Fatih Caddesinin göbeğinde büyüdüm ben. Ama ailecek hayvana, doğaya, börtü böceğe merakımız vardı. Hafta sonları atlar arabaya köy gezileri yapardık. Kardeşim ve ben derelerden tosbağa tutar, suların içindeki garip canlıları incelerdik. Papatyadan başımıza taç yapardık. Şimdi yerini tam olarak kestiremiyorum TİGEM’in oralarda bir yerde bir kaya vardı. İçine kuşlar yuva yapardı baharda. Babam arı kuşu demişti ama tam olarak emin değilim bugün. İşte arı kuşları gelmeden dondurma yenmezdi. Ne önemlidir bilir misiniz, her hafta sonu arı kuşları gelmiş mi diye kontrol etmek?
Biz bugün de böyle yaşıyoruz. Fırsatını bulduğumuz her an keşif gezilerine çıkıyoruz. Arabamızın bagajında çok amaçlı bir kelebek filesi var. Kurbağa ya da yengeç tutmaya da yarıyor. Bir kova, kapaklı bir kavanoz. Yakaladığımız hayvanları en az ürküterek – ki bu pek mümkün değil- çocuğumuza gösterip nasıl bir şey olduğunu anlatıp doğaya geri bırakıyoruz. Onun bütün hayvanlara dostça yaklaşmasını, mümkünse dokunmasını sağlıyoruz. Onlarca çeşit mantar görüyoruz, yüzlerce bitkinin arasından geçip çok ilgimizi çekenleri fotoğraflayıp gelip evde araştırıyoruz.
Doğa şehirlerdeki kedi, köpekten, çınar ya da çam ağacından ibaret değil, küçük bir beyine bunu öğretiyoruz ki yarın bilinçli bir çevreci olsun.
Gölyazı’yı çok beğendiğim için anlattım. Giderseniz pek çok farklı hayvan, değişik tarihi yapı, güzel bir bitki örtüsü göreceksiniz. Önümüz bahar, alın çoluğu çocuğu aklınıza ilk gelen yere gidin. Pişman olmazsınız.


Warning: A non-numeric value encountered in /home/atawp/public_html/wp-content/themes/Newspaper/includes/wp_booster/td_block.php on line 997