GÜLHASAN

0

Yıllardır ‘geçici koruma’ statüsü ile vatanımızda misafir ettiğimiz mülteciler yüzünden; Türk halkı 2’ye bölünmüş durumda. Bir kısmı; enayi yerine koyulup ülke ekonomisinden onlara harcanan payın haksızlığından şikayetçi, bir kısmı ise; empati yaparak, geleceği belirsiz bu vatansızlara yardım elçisi.

Benim bugün ki yazım ise; sapla samanı karıştırmamak, kurunun yanında yaşı da yakmamak adına; kaleme alınan bir mülteci hikayesi…

Memleketinde; Türk askerleri PKK, PYD ve YPG’ye karşı savaşırken, Termal’de piknik yapan bir Suriyeli değil Gülhasan. Kurşunlar altında yaşayan babasına, alın teriyle çalışarak ekmek parası gönderen Afgan mültecisi bir adam.

Tanrı misafiri olarak ağırlandığı ülkede; taşkınlık yapan, kavga çıkaran, karıya kıza sarkarak karakolluk olan, hatta haberlere konu olan bir Suriyeli değil Gülhasan. Memleket hasretiyle içi kavrulsa da, yabancı ellerde hayata tutunmaya çalışan bir adam.

Eşi ve çocuklarını terk edip Yalova’ya yerleşen, Kipa’da tanıştığı kadınla beraber yaşamaya başlayan, 5. çocuğunu da Türkiye’de dünyaya getiren bir Suriyeli değil Gülhasan. Annesi vefat edince psikolojisi bozulan, aylarca psikiyatri polikliniğinde tedavi alan; yalnız bir Afgan adam.

İnsanlara kendini acındırarak; zorla para koparmaya çalışan, Suriyeli bir dilenci değil Gülhasan. Balıkçılar’da küllük boşaltmakla başladığı işini komiliğe taşıyan, ardından; garsonluğa yükselen bir adam.

Mülteci olarak geldiği Yalova’da sadece arapça konuşan, Türkleri zaman zaman ingilizce bilmemekle küçümseyen bir Suriyeli değil Gülhasan. 4 yıldır sığındığı toprakların dilini, mağdur olmamak için öğrenen; su gibi türkçe konuşan, Afgan bir adam.

Beşşar Esad karşıtlarıyla mücadele etmek yerine; doğduğu vatanı terk edip, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmek için başvuruda bulunan bir Suriyeli değil Gülhasan. Eğitimini yarıda bırakarak vatanımızda misafir olan, 24 yaşında bir adam.

Afrin’de Türk askerleri şehit olurken, Yalova’da denize karşı nargile içip eğlenen bir Suriyeli değil Gülhasan. Canlı bombaların arasında yaşayan 4 kardeşine harçlık gönderebilmek için; ayakta durmaya çalışan Afgan mültecisi bir adam.

Cumhuriyet nesilleri “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” anlayışı ile yetişti. O yüzden mültecileri asla anlamlandıramayacağımız netleşti.

Yaşayacağımız bir muharebe karşısında ne sığınacak başka bir toprağa gideriz, ne de bizi misafir edecek dost ülkelerle karşılaşabiliriz. Bu sebeple, vatanımız kıymetini bilelim ve koruma sağladığımız mültecilerin bir an önce, barış içinde ülkelerine dönebilmeleri için dua edelim…

Cevapla

Lütfen Yorum Yazınız
Lütfen Adınızı Yazınız