Deniz Kenarı

0

Denize kenarı olan bir şehirde büyüdüyseniz eğer, o uçsuz bucaksız mavi su birikintisine tutkuyla bağlanmışsınızdır. Dalga sesini duymadığınız, rengini görmediğiniz, kokusunu hissetmediğiniz hiçbir yerde kolay kolay yaşayamazsınız. Onda mavinin binbir tonunu görür, dalgalarında seslerin en güzelini işitirsiniz. Hele her mevsimde, her rüzgarda size getirdiği kokular paha biçilmezdir. Bazen tertemiz bir hava gelir burnunuza, bazen yosun kokmuştur. Bazen o yosunlar mevsimi geldiğinde dipten kopup gelmiş, sahilde çürümeye yüz tutmuştur. Kumların, taşların, suyun ayrı kokusu vardır. Siz bilirsiniz, o anda hangisidir hissettiğiniz.

Bazen sütlimandır, bazen dalgalar çıldırmış gibi vurur karaya. Hepsini bilirsiniz, başka bir lisanı öğrenmek gibi zaman içinde öğrenirsiniz denizin lisanını da.

Deniz başka bir sevdadır benim gibiler için. Sanki denizi olmayan bir şehirde nefes alamıyor gibi hissedersiniz. Zaman zaman deniz kenarına gidip, dalgaların sesini dinlemek en huzur veren şeydir, bunu sizin gibi olmayanlar anlayamaz, şaşırırsınız.

Siz bilirsiniz, ufka doğru bakarken ansızın bir yunusun sizi selamlayacağını. Hele bir de yunus sürüsüne denk gelmişseniz çocuk gibi sevinir, onların geçit törenini kıpırdamadan izlersiniz. Mevsimini bilirsiniz o geçit töreninin, bakacağınız yeri bilirsiniz.

Martılar, balıkçıllar inip kalkarken denizin üstüne, denizin yaşadığını hissedersiniz. Onların çığlıkları şarkı gibi gelir kulaklarınıza.

Bir balıkçının oltasına takılan balık, hüzünle karışık sevinç doldurur içinize. Bir canlının hayatı sona ermiştir ama denizin hediyesidir balık, onu tutan balıkçıya. Rast gelmiştir, oltasını atarken “rastgele” diyen insanoğluna.

Yakamoz sadece şarkı sözlerinde geçen bir kelime değildir deniz kenarı insanı için. Görmüş ve büyülenmişsinizdir. İçinde yakamoz kelimesi geçen bir şarkı ya da şiir duyduğunuzda sizi kendi yakamozunuza götürür bir anda. Gecesi ayrı büyüler üstüne ay ışığı vurduğunda denizin. Sabahı bir başkadır güneş ışıkları yansırken pırıl pırıl.

İmbatı, meltemi, poyrazı, lodosu anlarsınız. Uzaktaki gemilerin geçişlerinden biraz sonra hangi rüzgar saçınızı karmakarışık edecek, eteğinizi havalandıracak ya da sizi üşütecek tahmin edersiniz. Böyledir deniz kenarında yaşamak. Ufukta denizin rengi değişmeye başladığında, karada siz hazırlıklarınızı yapmaya başlarsınız. Öğrenmişsinizdir o lisanı, anlarsınız birazdan neler olacak.

Bir gece vakti, denizin kıyısında yıldızlar bile başka görünür. Tek tek öğrenirsiniz isimlerini fonda bir dalga sesiyle.

Çocukken birkaç kez ayakkabılarınızı, paçalarınızı ıslatmışsınızdır dalgaların oyununa gelip. O parlak, rengarenk taşları toplamak, istiridye kabuklarından kolye yapmak ne büyük şanstır deniz kenarı çocukları için. Bir de eğer çok şanslıysanız, dalgaların hemen bitiminde kumdan istiridye çıkarmış, sonra onların tekrar kuma gömülmelerini izlemişsinizdir. Zaten ayakkabılar da o sırada ıslanır hep. Sahi kaçınız canlı istiridye çıkarttı kumdan? Bilir misiniz nasıl bir canlıdır? Başka canlıların kabuklarını kendilerine ev yapmış yengeçlerle tanıştınız mı hiç? Dalgaların karaya getirdiği denizyıldızlarını evlerine geri gönderdiniz mi?

Denizi olmayan hiçbir yere sığamazsınız, nefes alamazsınız. Hep dalga sesi duymak ister, güneşin, o mavi suyun üzerindeki pırıltısını görmek istersiniz. Denize kenarı olan şehirlerde yaşamak bambaşkadır.

Cevapla

Lütfen Yorum Yazınız
Lütfen Adınızı Yazınız