Siyaset ve Matematik

0

Matematik ve siyaset hayatım boyunca anlamadığım ve hiç haz etmediğim iki konu olacak. Okul yıllarımdan beri matematikle aram hiç iyi olmadı. Dersler, kurslar ittire, kaktıra bir şekilde hem de matematik bölümünden mezun oldum liseden. O yıllar öyle alengirli sınavlar falan da yok, oh mis gibi ilkokuldan mezun olup cümbür cemaat Yalova Lisesine geçerdik. Ortaokul, lise o bina senin, bu sınıf benim okurduk. Zaten okulun hepi topu iki binası vardı. Biri lise, biri de ortaokul. Aramızdan meslek liselerine geçenler de olurdu, ama biz çekirdek kadro değişmezdik.

İşte o yıllarda ben matematik özürlü kulunuz, edebiyat, fen, İngilizce bölümü seçmek yerine matematik bölümü seçerek iddialı bir döneme imza atmıştım. Kendi emeğime saygı duyarım bu yüzden. Halbuki ben bildiğiniz sözelciydim. Alengirli sınav yoktu dedim ama üniversite sınavı sayısal, sözel ve eşit ağırlıklı diye ayrılıyordu. Yani lisede okuduğunuz sınıf gireceğiniz sınavda seçeceğiniz mesleğe etkiliydi. Ne akla hizmet sayısalcı olduğumu hala çözemedim. Çünkü hiçbir zaman hayallerimi mühendislik, tıp vs. süslememişti. Gençlik işte, fena da olmadı aslında, matematik hariç o günlerden aklımda kalan pek çok konu var.

Siyaset de aynı böyle benim için. Mümkün değil aklım almaz. Bugün kötü laf söylediğim biriyle yarın el sıkışamam mesela. Ya da inanmadığım bir yolda öldürseniz yürüyemem.

Herhalde birbuçuk, iki sene olmuştur. Annem bir gün dedi ki “dernekte seçim olacakmış, X geldi, kendi grubu adına, “Zeynep Ablayı da aramızda görmek isteriz” dedi. Ama ben de dedim ki, Zeynep yapamaz o işleri, istersen sen kendin konuş.” Bu konuşmanın üzerinden birkaç gün geçmişti ki bir telefon geldi. Bu sefer Y kişisi için isteniyorum. Ben hayır dedikçe araya hatırlı kişiler sokuluyor. Hepsine söylediğim şey aynı: “Bu işler bana göre değil, teşekkür ederim ilginize. Zaten ben X’i tanıyorum, birinin yanında olacaksam ilk teklifi yapan da o ama zaten düşünmüyorum.” Adını geçirmediğim dernek “şuralılar, buralılar” derneklerinden biri değil. Belli bir düşünce yapısını benimsemiş, dolayısı ile içine az da olsa siyaset karışan bir dernek. Karışmasa iyi olurdu ama önüne de geçilmiyor.

Diyorum ya anlamam ben bu işlerden, Y takımı beni bir şekilde ikna etti. Toplantılar, konuşmalar, tartışmalar bir yoğunluk gidiyoruz. Bu arada X

takımının çoğu tanıdığım insanlar. Diyeceksiniz ki “Aklını mı yitirdin neden tanıdığını seçmedin?” Seçmedim çünkü derneğin Ankara´da ki genel merkezinden gelen bir liste var. O listeye göre X seçime giremiyor. Bir takım şaibeli işler. Ama aklımda da sorular, X ve yanındakiler kaç yılın insanı, bilmezler mi eğriyi doğruyu? İlk başlarda bütün bu sorularımı onlara da sordum. İyice kafam karıştı. Geri adım atmak istiyorum, hatta yok olmak istiyorum, ama olmuyor. Hiç hoşlanmadığım durumların içine girdim. Bir tarafta çok eskilerden tanıdığım, sevdiğim insanlar, bir tarafta yeni tanıyıp sevdiğim insanlar. Olaylar, olaylar derken uzun uzun anlatmaya gerek yok, seçim günü geldi çattı. Her iki takım da seçime girdi, salonda olaylı konuşmalar, gerilimler yaşandı. Ve biz seçime girmeden dilekçelerimizi verip salondan çıktık. O ara aklımdan şunlar geçiyor “yer yarılsa bir tek beni yutsa, kızım sen ne işlere karıştın? Acaba diğer taraftaki arkadaşlarımı kaybeder miyim? Bilmeden etmeden girersen bir işe, başına da bu gelir.” O salondan çıkasıya kadarki zamanda böyle bir sürü şey geçti aklımdan. Ama bir yandan da rahatladım, “Ohh biz çıktık, dert de bitti benim için.”

Ah benim saftrik kafam, dert biter mi? Biz Y takımı olarak, X takımını Ankara’ya bildirdik, onların yönetimi düştü. Yeni seçim yapılana kadar derneğe kayyum atandı. Ne mi oldu? O kayyumlardan biri benmişim. İşte orada benim iplerim koptu, madem yönetimdeyim tarafsız olmam lazım, o zaman artık hatır gönül yok. Aklıma yatmayana imza atmam, aklıma yatmayana olur demem. Ne kadar dosya, defter var hepsini aldım önüme inceledim. Yönetime atanan yedi kişiyiz, hepsi birbirinden değerli insanlar. Hepimiz de hemfikir olduk birçok konuda. Ben belgeleri inceleyip, araştırdıkça derneğin kendi tüzüğü içinde de çeliştiğini gördüm. Geçmiş gün, şimdi hatırlamıyorum, ama ilginçti bazı şeyler. 45-50 gün boyunca yaşadığım stresi, çektiğim, hatta bütün geçici yönetim olarak çektiğimiz sıkıntıyı bir biz biliriz. Yeni bir seçim yapılıp, görevi devredene kadar rahat yüzü görmedik.

Sonra neler oldu? X tek takım olarak girdiği seçimi yeniden aldı ve yönetime geçti. Ben uzun bir süre herkesten uzak durdum. Sonra baktım ki Y hala X’le uğraşmaya devam ediyor, içlerinden bazıları sosyal medya hesaplarından beni silmiş (çok da önemli değil, ama çocukça bulduğum bir davranış şekli), bu işlerden iyice soğudum. Ama elbette ki üyesi olduğum derneğe gitmeye devam ettim. Elbette yönetimde ya da değil çok eskiden beri tanıdığım arkadaşlarımla,

dostlarımla görüşmeye devam ettim. Yüzüme karşı “sen tarafını belli ettin, bize kazık attın” diyenler oldu. İki taraflı oynadığımı söyleyenler oldu. Üzüldüm elbette, çünkü ben böyle işlerin insanı değilim. Araştırmadan, aslını astarını öğrenmeden hiç bir şeyin altına imza atmadım, atmam da. Bana yönetime tek başıma el koymuşum da, birilerinin hoşuna gitmeyen işler yapmışım gibi davranıldı. Üstünden hayli zaman geçmesine rağmen, tekrar tekrar önüme getirildi. Gerçekten çok sıkıldım.

Anladım ki, insanların işine yaradığın sürece varsın, işlerine gelmiyorsa, “iş başka, arkadaşlık başka” diyemeyecek çok insan varmış.

Yakın zamanda bir partinin delege seçimleri var. Gelen bir takım mesajlardan seviyenin oldukça düşeceğini anlıyoruz. Telefonum işlemeye, tacizkar yorumlar gelmeye başladı. Elbette hepimizin hayata bakış açısı farklı. Bizi güzel yapan da bu. Kırmadan, dökmeden, hırslarımızdan arınarak, ağzımızdan çıkan sözlere dikkat ederek yaşasak fena mı olur? Siyaset dediğimiz şeyde bugün var, yarın yokuz. Şu küçücük şehirde, birbirimizin yüzüne bakabilelim.

O yüzden, siyaset de matematikteki olasılık kavramı gibi geliyor bana. Çok karışık. Ben şimdiden delege seçimleri için seçecek ve seçilecek arkadaşlara kolay gelsin diyorum. Kafalar daha da karışacak gibi…


Warning: A non-numeric value encountered in /home/atawp/public_html/wp-content/themes/Newspaper/includes/wp_booster/td_block.php on line 997